Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 10-04-2011, 18:02
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Halkımız Seçeneksiz Degil

http://www.ertugrulkurkcu.org/duyuru...-degi/#more-11

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-04-2011, 19:30
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Son zamanlarda pek takip edemedim ama, önceden de bilindiği gibi ÖDP, TKP ve ESP blokta yer almıyor.. Zaten tahmin ediliyordu.. Bu duruma sevindim.

Blokta yer aldıkları halde, DSİP ve EDP'nin önerdiği adayların BDP tarafından listeye alınmamasına ise üzüldüm.

Ortak bildirgede halkın artık seçeneksiz olmadığı ifade ediliyor.. Ben buna katılmıyorum.. Halen seçeneksiz olduğumuzu düşünmekle birlikte, sol bloğun diğerlerine nazaran en iyi seçenek olduğunu düşünüyorum.

Seçimlerde oylar, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu'na!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-04-2011, 19:55
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

Bizim ülkede tekerleme okumak adettendir.

Olgular, veriler, istatistikler falan önemsizdir. "Zaten bir bok değişmiyor, o zaman eski tekerlemeleri tekrarlayalım" zihniyetiyle bunları diyorlar heralde.

Örnek. Verilen yazıdaki bey diyor ki:

Eğitim, sağlık, ulaşım, barınma gibi temel hak ve ihtiyaçlar birer rant alanı haline dönüştürülüyor.
Bir kere sağlık konusunda hükümet gayet de yoksulun işine gelecek birşekilde mevzuyu düzenlemiş durumdadır. SSK'dan ilaç almak, kolaylaştı, ve SSK ile özel hastanelerde tedavini oluyorsun. Ama tekerleme okumak lazım tabi "eğitim sağlık barınma" falan diye ezberden gideceksin. Biri tutmazsa diğeri tutar!

Hem barınma temel hak ne demektir ya? Eğitim ve sağlık temel hak diye duymuştum ama barınma ne alaka? Devlet herkese bir daire mi vermeliymiş? Bunu ben duymamıştım. Gelişmiş ülkelerin sosyaldemokrasilerinde öyle mi oluyor?

Sonra bey gene diyor ki:

Polis baskısı, şiddet, sınav yarışı ve geleceksizlik gençlere yaşamı kâbus haline getiriyor.
Sınav yarışı mı? Ulen hem eğitim temelhaktır diyorsun. Hem de Üniversite okuma hakkı herkese beleş tanınınca mecburen gereken bir sınav sistemi olunca da şikayet ediyorsun? Ya nasıl olacaktı? Beyefendi hem beş para vermeden hem de sınava da girmeden Boğaziçi ya da Bilkent'e mi gidecekti? Milyonların bu okulları isteyeceğini anlayamıyor mu bu sosyalist süper zeka? Ya bu işi parasıyla yapacaksın, ya da sınavla. Başka çözüm var mı? Ama yok. Sosyalist olduğu için illa bir bokları anlamadan şikayet edecek. Ezberden tekerleme okuyacak.

Ya peki bu "polis baskısı" şikayeti nedir ya? Siz ki sosyalistsiniz, ve bugüne kadar ne kadar sosyalist rejim kurulmuşsa hepsi diktatölüktü, ve siz bundan elinizi yıkamadığınız gibi yeri gelince utanmadan bu diktatörleri savunursunuz. Ama yeri gelince de "polis baskısı" falan deyip demokrat numarası mı yapıyorsunuz? İki yüzlüler.

"Geleceksizlik" derken ne demek istiyorsun? Nasıl olacaktı peki? Tabiki her genç kendi geleceğini kurma sorumluluğunu sırtlanacak. Hayatını kurana kadar zorlanacak. Başka nasıl olabilir? Başka şöyle olabilir: Bir sosyalist diktatörlük kurulur. Devlet her gence ne iş yapacağına ne eğitim alacağına karar verir ve bunu zorla uygulatır. Böyle gençlerin de gelecek kaygısı kalmaz. Bu mudur? Tek sorun artık devletin kölesisin, ve yeni kurulan rejimde özgür basın yok, ve bilgi alma özgürlüğü yok. Toplanma ve protesto hakkın yok. Parti kurma ve politika yapma hakkın yok. Sendika kurma hakkın bile yok. Çünkü Devlet Baba senin için herşeyi düşünüyor. Beğenmezsen de seni içeri alıp güzelce işkence yapıyor. Uyduruk mahkemeler var hukuksuzluk bol. Ama artık "geleceksizlik" kaygın yok! Ne mutlu sana. Tabi bu raddeye gelene kadar ikiyüzlüce "polis baskısı"ndan şikayet etmeyi de unutmayalım arkadaşlar!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-04-2011, 20:09
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

westergaard´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bizim ülkede tekerleme okumak adettendir.

Olgular, veriler, istatistikler falan önemsizdir. "Zaten bir bok değişmiyor, o zaman eski tekerlemeleri tekrarlayalım" zihniyetiyle bunları diyorlar heralde.

Örnek. Verilen yazıdaki bey diyor ki:



Bir kere sağlık konusunda hükümet gayet de yoksulun işine gelecek birşekilde mevzuyu düzenlemiş durumdadır. SSK'dan ilaç almak, kolaylaştı, ve SSK ile özel hastanelerde tedavini oluyorsun. Ama tekerleme okumak lazım tabi "eğitim sağlık barınma" falan diye ezberden gideceksin. Biri tutmazsa diğeri tutar!

Hem barınma temel hak ne demektir ya? Eğitim ve sağlık temel hak diye duymuştum ama barınma ne alaka? Devlet herkese bir daire mi vermeliymiş? Bunu ben duymamıştım. Gelişmiş ülkelerin sosyaldemokrasilerinde öyle mi oluyor?

Sonra bey gene diyor ki:



Sınav yarışı mı? Ulen hem eğitim temelhaktır diyorsun. Hem de Üniversite okuma hakkı herkese beleş tanınınca mecburen gereken bir sınav sistemi olunca da şikayet ediyorsun? Ya nasıl olacaktı? Beyefendi hem beş para vermeden hem de sınava da girmeden Boğaziçi ya da Bilkent'e mi gidecekti? Milyonların bu okulları isteyeceğini anlayamıyor mu bu sosyalist süper zeka? Ya bu işi parasıyla yapacaksın, ya da sınavla. Başka çözüm var mı? Ama yok. Sosyalist olduğu için illa bir bokları anlamadan şikayet edecek. Ezberden tekerleme okuyacak.

Ya peki bu "polis baskısı" şikayeti nedir ya? Siz ki sosyalistsiniz, ve bugüne kadar ne kadar sosyalist rejim kurulmuşsa hepsi diktatölüktü, ve siz bundan elinizi yıkamadığınız gibi yeri gelince utanmadan bu diktatörleri savunursunuz. Ama yeri gelince de "polis baskısı" falan deyip demokrat numarası mı yapıyorsunuz? İki yüzlüler.

"Geleceksizlik" derken ne demek istiyorsun? Nasıl olacaktı peki? Tabiki her genç kendi geleceğini kurma sorumluluğunu sırtlanacak. Hayatını kurana kadar zorlanacak. Başka nasıl olabilir? Başka şöyle olabilir: Bir sosyalist diktatörlük kurulur. Devlet her gence ne iş yapacağına ne eğitim alacağına karar verir ve bunu zorla uygulatır. Böyle gençlerin de gelecek kaygısı kalmaz. Bu mudur? Tek sorun artık devletin kölesisin, ve yeni kurulan rejimde özgür basın yok, ve bilgi alma özgürlüğü yok. Toplanma ve protesto hakkın yok. Parti kurma ve politika yapma hakkın yok. Sendika kurma hakkın bile yok. Çünkü Devlet Baba senin için herşeyi düşünüyor. Beğenmezsen de seni içeri alıp güzelce işkence yapıyor. Uyduruk mahkemeler var hukuksuzluk bol. Ama artık "geleceksizlik" kaygın yok! Ne mutlu sana. Tabi bu raddeye gelene kadar ikiyüzlüce "polis baskısı"ndan şikayet etmeyi de unutmayalım arkadaşlar!
hazret şöyle düşünüyor: ''insan öldürmek suçtur, ama insanlar yaşaması için zaruri materyallerden mahrum kalabilir, neticede biz öldürmüş olmuyoruz!''... rekabet adı altında kitleler ne verilirse razı olsun; ne yapalım şartlar böyle değil mi?

peki yaşamak için olmazsa olmaz temel materyallerden(su, mineraller, toprak ve gıda) rekabet şartları vs nedenlerden ötürü mahrum kalmak ''cinayet'' değilse nedir? insan yaşamı ''negatif hak'' statüsündeyse yaşamı idame ettirecek gerekli materyallerden yoksun bırakıp mülksüzleştirme yoluyla ölüme göndermek neye delalet eder? bu bağlamda iş güvencesi, zorunlu temel ihtiyaçların güvencesi gibi konular bal gibi temel haklar!!! sınıfına girer...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-04-2011, 20:27
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

westergaard´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hem barınma temel hak ne demektir ya? Eğitim ve sağlık temel hak diye duymuştum ama barınma ne alaka? Devlet herkese bir daire mi vermeliymiş? Bunu ben duymamıştım. Gelişmiş ülkelerin sosyaldemokrasilerinde öyle mi oluyor?
Barınma hakkı olmadıktan sonra, yani insanın başını sokacağı bir evi olmadıktan sonra eğitim ve sağlık hakkı ne işe yarayacak bay süper zeka? Sokakta yaşayan adam eğitim alabilir mi? Hayır. Sağlığını koruyabilir mi? Hayır. O halde barınma hakkı eğitim ve sağlık hakkından daha da önceliklidir. Devlet eğer bir avuç para babasının değil de halkın devleti olma iddiasındaysa, elbette eğitim, sağlık ve barınma konusunda halkına asgari düzey olanakları sağlamakla mükellef. Aksi halde, haklarından yoksun kalan, parası olmadığı için ölüme terk edilen, okuyamayan, sokakta kalan insanlar o devleti yıkmakla mükellef olurlar. Bunun nesine itiraz ediyorsun? Hayret yahu! En temel insan haklarını bile yoksullara ve emekçilere çok görüp sorguladığına göre bir elin yağda öbürü balda burjuva veledinin tekisin herhalde ha? Ya da hükümeti savunma derdin tavan yapmış.

Sınav yarışı mı? Ulen hem eğitim temelhaktır diyorsun. Hem de Üniversite okuma hakkı herkese beleş tanınınca mecburen gereken bir sınav sistemi olunca da şikayet ediyorsun? Ya nasıl olacaktı? Beyefendi hem beş para vermeden hem de sınava da girmeden Boğaziçi ya da Bilkent'e mi gidecekti? Milyonların bu okulları isteyeceğini anlayamıyor mu bu sosyalist süper zeka? Ya bu işi parasıyla yapacaksın, ya da sınavla. Başka çözüm var mı? Ama yok. Sosyalist olduğu için illa bir bokları anlamadan şikayet edecek. Ezberden tekerleme okuyacak.
Başka yolu var bay ''süper zeka''. Bürokratik bir yozlaşmadan muzdarip sosyalizm deneyimleri bile hem parasız hem de sınavsız bir eğitim sürecini örgütleyip işsizliği ortadan kaldırmıştı. Herşeyi baştan örgütlediler. Zaten ''herkesin Boğaziçi'ini'' istemesi de sadece bu düzende bu tür isim yapmış üniversitelerin mezunlarının daha kolay iş bulabilmesinden kaynaklanır. Bu düzeni ortadan kaldırıp işsizliği tarihe gömünce Boğaziçi ya da bir başka üniversitenin diğerlerine üstünlüğü de kalmayacaktır. Kapitalist iş sürecinin eleman ihtiyacına ve elemeye dayanan bu eğitim sistemini kökten değiştirince hem ücretsiz hem de sınav stresi olmayan bir eğitim sistemi yapılabiliyor. Sınavlar liselerde öğrencinin normal ders sınavları şeklinde gerçekleşiyor.

Ya peki bu "polis baskısı" şikayeti nedir ya? Siz ki sosyalistsiniz, ve bugüne kadar ne kadar sosyalist rejim kurulmuşsa hepsi diktatölüktü, ve siz bundan elinizi yıkamadığınız gibi yeri gelince utanmadan bu diktatörleri savunursunuz. Ama yeri gelince de "polis baskısı" falan deyip demokrat numarası mı yapıyorsunuz? İki yüzlüler.
Birincisi metnin yazarı Ertuğrul Kürkçü dahil pek çok sosyalist eski sosyalizm deneyimlerinin ve çöküşün eleştirisini yapıp demokratik, çoğulcu, özgürlükçü bir sosyalizm teorisini savunmaya başlamıştır. İkincisi, eski sosyalist ülkelerde de sandığın türden bir baskı yoktur ve olmamıştır. Bu türden söylemler, bizdeki sağ siyasetçilerin ve imamların uydurmalarından ibarettir. Marksizmde diktatörlük bir yönetim biçimini değil devletin kendisini tanımlar. Diktatörlük demek, devlet demektir. ''Proleterya diktatörlüğü'' demek de ''işçi devleti'' demektir. İçeriğini bilmeden diktatörlük lafını duydun diye yargıya varman bilgisizlik göstergesidir. İşçi devleti, çoğunluk sınıf olan işçi sınıfını kendine temel aldığı için en demokratik devletten bile daha demokratiktir. Örneğin bugün Küba'da 16 yaşını doldurmuş herkes milletvekili adayı olabiliyor. Bunun için bizdeki gibi torpil bulması, bir partiye adaylık için bilmemkaç bin lira ödemesi gerekmiyor. Seçilen herkes 6 ayda bir seçildiği birime rapor vermek zorunda kalıyor. Maaşları ortalama işçi ücretini geçemiyor. Ve seçilen herkes, görev süresi dolmasa bile kendisini seçenlerce geri alınabiliyor. Şimdi söyle bakalım, bu kadar bir demokrasi ABD'de bile var mı?
Efendim? Diktatörlük mü demiştin?

"Geleceksizlik" derken ne demek istiyorsun? Nasıl olacaktı peki? Tabiki her genç kendi geleceğini kurma sorumluluğunu sırtlanacak. Hayatını kurana kadar zorlanacak. Başka nasıl olabilir?
Geleceksizlik derken, yoğun işsizlik, en temel haklardan bile yoksulluk sebebiyle mahrum kalma endişesi ve iş bulduğunda da piyasanın yıkıcı rekabet ortamında son damlana dek suyunun sıkılması, stres içinde ve kendine ayıracak vakit bulamadan köle gibi çalışmak kastediliyor. Emekçi çocukları için görünen gelecekte bunlar var. Bu çocuklar da doğal olarak buna itiraz ediyorlar. Buna karşın devlet elbette herkese hangi bölümde okuyacağını ya da ne iş yapacağını dikte edemez. Fakat olanakları sunar. Sen temel haklarının güvencede olduğunu, asla işsiz kalmayacağını, istedikten ve başarılı olduktan sonra istediğin bölümü okuyabileceğini bilirsin. Devletin dikteleri, hukuksuz mahkelemer v.s. eski sosyalizm deneyiminin bürokratik dezenformasyonundan kaynaklanan aksaklıklarıydı ve bunun eleştirisini en başta yine biz sosyalistler yaptık. Öte yandan devlet baskısı ya da hukuksuzluk arıyorsan bunun kralını kapitalist düzende bulursun.

Konu Jolly Jocker tarafından (10-04-2011 Saat 20:33 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-04-2011, 20:39
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

İkincisi eski sosyalist ülkelerde de sandığın türden bir baskı yoktur ve olmamıştır.
Tartışmanın bittiği nokta. Katıldığın için teşekkürler Freddie.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10-04-2011, 20:45
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

westergaard´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tartışmanın bittiği nokta. Katıldığın için teşekkürler Freddie.
Elbette devlet denen şey bir baskı aygıtıdır ve her devlet o ya da bu oranda baskıcı tutum alır. Sovyetler de bazı dönemler bu baskıyı artırmakla birlikte bu baskı hiçbir zaman kapitalist memleketlerdeki sağcı-faşist darbe dönemlerinin baskısına ulaşmamıştır. Hatta bazı dönemler ortada hiç baskı kalmamıştır. Örneğin Sovyetlerin çöküşü nasıl oldu biliyor musun? Komünist Partinin komünistliği çoktan bırakan nomenklaturası sisteme son verdiğini açıkladı, buna müdahele edip sistemi korumak isteyen kızıl orduyu da ayyaşın teki(Yeltsin) tankların üzerine çıkıp tepinerek durdurabildi! Herhangi bir kızıl ordu askeri adama tokat bile atmadı. Şimdi ne baskısından bahsediyorsun sen? Sovyetler, bürokratik yapısı gereği yer yer baskıcı oldu, hatta bundan sosyalistler de zarar gördü, troçkistinden konseycisine, anarşistine kadar baskıya uğradı. Ama Sovyetler dendiğinde akla ilk olarak ve sadece baskıcılığın gelmesi de hatadır. Hele senin gibi, baskıcılığı SSCB'yle bir tutup, kapitalizmi cennet gibi sunmaya kalkanlar düşünülürse...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10-04-2011, 20:55
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

Freddie´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Elbette devlet denen şey bir baskı aygıtıdır ve her devlet o ya da bu oranda baskıcı tutum alır. Sovyetler de bazı dönemler bu baskıyı artırmakla birlikte bu baskı hiçbir zaman kapitalist memleketlerdeki sağcı-faşist darbe dönemlerinin baskısına ulaşmamıştır. Hatta bazı dönemler ortada hiç baskı kalmamıştır. Örneğin Sovyetlerin çöküşü nasıl oldu biliyor musun? Komünist Partinin komünistliği çoktan bırakan nomenklaturası sisteme son verdiğini açıkladı, buna müdahele edip sistemi korumak isteyen kızıl orduyu da ayyaşın teki(Yeltsin) tankların üzerine çıkıp tepinerek durdurabildi! Herhangi bir kızıl ordu askeri adama tokat bile atmadı. Şimdi ne baskısından bahsediyorsun sen? Sovyetler, bürokratik yapısı gereği yer yer baskıcı oldu, hatta bundan sosyalistler de zarar gördü, troçkistinden konseycisine, anarşistine kadar baskıya uğradı. Ama Sovyetler dendiğinde akla ilk olarak ve sadece baskıcılığın gelmesi de hatadır. Hele senin gibi, baskıcılığı SSCB'yle bir tutup, kapitalizmi cennet gibi sunmaya kalkanlar düşünülürse...
Kıvırmaya devam et Freddie. Çünkü hepimiz gerizekalıyız ya burda. Ne atsan gidiyor. SSCB baskıcı değildi, Stalin diktatör değildi. Hatta Stalin bir sevgi kelebeğiydi.

Senin de gerektiğinde Stalin'in katilliğni nasıl savunduğunuı iyi biliyoruz. Ateforumda anlatıyordun. Stalin ve Lenin gerektiğinde gericilerin tahılı gaspedip onları açlıkla nasıl terbiye etmiş değil mi? Gerektiğinde kullanılabilecek güzel bir metot olarak anlatmıştın hatta. Tabi Ukrayna'da 4 milyon insan açlıktan ölmüş, olabilir. "Devrim yapıyoruz heralde!" Tabiki birkaç yumurta kırılacak. Sen sonuca bak. Parti kurma hakkın yok. Özgür basın yok. İşkenceyle alınmış itiraflarla uyduruk mahkemelerde 670.000 kişi bir senede idam edilmiş. Bunlar olabilir. Sonuçta bunlara baskı denemez. Stalin 30 sene boyunca, ölene kadar yönetimde en büyük güç olarak kaldı, olabilir. Buna diktatör denmez. Bu gerçek demokrasiydi. Anlat anlat. Çünkü biz gerizekalıyız.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10-04-2011, 20:59
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

Ben burada Stalin'i ya da SSCB'yi değil sosyalizmi savunuyorum. Savunduğum sosyalizm de SSCB'ninkinden çok farklı. Sosyalizm tek tip değildir. Ben özgürlükçü sosyalizmi savunuyorum ve geçmiş tecrübelerin eleştirisini de yapıyorum. Daha önce ismi lazım olmayan forumda da yapmıştım.

Ama burada konumuz Ertuğrul Kürkçü'nün seçimlere yönelik bildirisi, sosyalizm eleştirisi değil. Konuyu dağıtma.

Not: Ludwig?
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10-04-2011, 21:14
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

Freddie´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben burada Stalin'i ya da SSCB'yi değil sosyalizmi savunuyorum. Savunduğum sosyalizm de SSCB'ninkinden çok farklı. Sosyalizm tek tip değildir. Ben özgürlükçü sosyalizmi savunuyorum ve geçmiş tecrübelerin eleştirisini de yapıyorum. Daha önce ismi lazım olmayan forumda da yapmıştım.

Ama burada konumuz Ertuğrul Kürkçü'nün seçimlere yönelik bildirisi, sosyalizm eleştirisi değil. Konuyu dağıtma.

Not: Ludwig?
Ewet ludwig.

Dürüst ol Freddie.

"Eski sosyalist ülkelerde de sandığın türden bir baskı yoktur ve olmamıştı" diye bir laf ettikten sonra mı "eskiyi eleştiriyorum" diyorsun?

Bana öyle geliyor ki içinden Stalin'e de eski deneyime de saygı gösteriyorsun (ve hatta Stalin'e saygı duyduğunu açıkça da söylemiştin) ve biraz üstüne gelinse hemen onlnarı savunmaya geçiyorsun.

Bu eski deneyimden utanan birinin görüntüsü değil.

Senin nasıl bir insan olduğunu iyi biliyoruz. Aslında ne kadar "demokrat" olduğunu da iyi biliyoruz. Senin için "demokrasi" falan gibi şeylerin sadece araç olduğunu iyi biliyoruz.

Sen aslında Lenin'in ve Stalin'in yaptığını hala kendine model alan birisin. Kaç kere yazılarında da şimdilik komunist harekete daha çok hareket alanı yaratmak için insan hakları özgürlük gibi kavramları suistimal edilmesi gerektiğini söyledin. Aslında gönlünde yatanın kanlı bir diktatörlük olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bize yalanlar anlatma.

Kendine de bize de dürüst ol.

Çünkü kandıramıyorsun.

Demokrasi ve insan hakları bizimdir senin değil. Sen sadece "demokrasi" kavramını yeniden tanımlayıp bizimkinin tam tersi birşey halinde savunup kendini gerçek demokrat ilan ediyorsun. Yeri gelince ikiyüzlü şekilde demokrat ayaklarına yatıp eskiyi eleştirdiğini iddia ediyorsun. Ama her fırsatta nedense savunuyorsun. Hatta eleştirecek birşey bulamadığın anlar da oluyor.

İkincisi eski sosyalist ülkelerde de sandığın türden bir baskı yoktur ve olmamıştır.
Bu lafı daha 15 dakka önce ettin.

Bizim sistemimizde özgür basın var. Kitap yazarsın. İnternette blogda yazarsın. Devlet sana müdahele edemez. Parti kurma, dernek kurma, protesto yürüyüşü yapma senin anayasal haklarındandır. Başbakanın 4 senede bir değişir. Yasaları senin seçtiğin insanlar tartışarak yapar.

Senin sisteminde basın devlet tekelindedir. 16 yaşında milletvekili olunan "demokratik" Küba'da anayasa Komunist Parti dışında partiyi yasak etmiştir. Fidel Kastro geberene kadar iktidarda kalmıştır. Kuzey Kore'de iktidar hanedanlığa dönüşmüştür. Kuzey Kore devleti ülkesini bilişsel anlamda dünyadan yalıtmıştır. Ne biz içerde ne olduğunu biliyoruz, ne de içerdekiler dışarda ne olduğunu biliyor. Basın devlet tekeli altında. Kitap yazıp fikir üretemezsin. Dernek kuramazsın. Protesto edemezsin. Parti kuramazsın. Bu baskı ortamını bırakıp başka ülkeye gidemezsin bile!

Sen kalkıp bunlardan elini yıkamıyorsun. Hatta tarihin en kanlı diktatörlerinden Stalin'i başka yerlerde açıktan savunduğunu, örnek aldığını biliyoruz. Kalkmış sonra bize demokratlık mı taslayacaksın?

İnsanları gerizekalı yerine koymaya utanmıyor musun? Hiç mi saygın yok insanlara? Yoksa hakkaten gerizekalı mı sanıyorsun bizi?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Turkiye Cumhuriyeti LAIK Degil! sosyalist18 Politika 17 06-12-2016 05:40
Amac din degil che21 İslam 24 01-10-2006 18:43
SORGU DEGIL ACIKLIK GETIRME OZLEMI!!!! -MEV- İslam 17 09-03-2006 16:19

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:27 .