Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi > Etimoloji

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #34  
Alt 02-06-2017, 21:15
ang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ang ang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şöyle bir okudum da yazılanları, dilimize yabancı dillerden girmiş kelimelere "Türkçe değil" diyenler burada da çıkmış.

Oysa adı üzerinde, "dilimize girmiş",demek ki artık yabancı değil. Sana komşu olan kişiye birkaç gün sonra artık yabancı muamelesi yapmıyorsun ama diline yerleşmiş ve dilinin ruhuna uyumlanmış kelimelere yabancı muamelesi yapıyorsun.

Bir de "öztürkçe kelime" muhabbeti var. Bu ne demek? Yani sen, kendi uydurup türettiğin kelimelere "öz" derken, yüzlerce yıldır kullandığın, dilinin ayrılmaz bir parçası olmuş, deyimlerine, atasözlerine girmiş kelimelere üvey muamelesi yapıyorsun.

Bu ne nankörlüktür? Bunun neresi ilericilik? Oysa böyle bir algı da oluşmuş bizde. Dilde "özleşmeye" karşı çıkanlar sağcılar olagelmiş, öztürkçeciliği savunanlar ise solcular. Bu bir tek bizde böyle sanırım. Diğer başka ülkelerde bu tür bir rol dağılımı olmamış. Mesela eski SSCB'de bu tür bir özleştirme anlayışı ırkçılık olarak görülmüş diye biliyorum.
Bilindik, Türkçe karşıtı söylemler. Aslı astarı olmayan, kulaktan dolma hurafeler. Kadir Mısıroğlu stayla

Öñcelikle "Türkçeleşmiş Türkçedir" söylemini açmak gerek. Türkleşmiş Türkçedir, peki. Bu durumda şu soru gündeme gelir: "Türkçeleşmiş nedir?" Hangi sözüñ Türkçeleşip Türkçeleşmediğini saptamamızı sağlayacak ölçüt nedir? Söz gelimi "egzajere étmek" söylemindeki egzajere sözü Türkçeleşmiş midir? Türkçeleşmemişse neden? Örneğin, "domine étmek kullanımındaki domine sözü Türkçeleşmiş midir? Türkçeleşmemişse neden? Şöyle bir yanıt gelebilir: "Hayır, bu sözler Türkçeleşmemiştir, çünkü déyimlemizde, şarkılarımızda, Türkülerimizde yér almamaktadırlar." Bu durumda ben de şöyle bir söylemde bulunurum: "Bu sözlere de, diğerleri kadar, dile yérleşecek uzun bir kullanım süresi tanırsañız, onlar da dile yérleşecek, yani Türkçeleşeceklerdir". Özünde "teşekkür étmek" ile "egzajere étmek" arasında hiçbir fark yoktur, teşekkür de Türkçe değildir, egzajere de. Aralarındaki fark, teşekkür sözünüñ Arapça hayranlarınca 600 yıl öñce Türkçeye sokuşturulmuş olmasıdır yalñızca, egzajere ise batı hayranlarınca şu anda dilimize sokuşturulmaya çalışılan bir söz, tek farkları bu, egzajere'ye de 600 yıllık bir kullanım süresi tanırsañız, o da 600 yıl soñra "dilimize mâl olmuş, artık dilimiziñ ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş" biçiminde adlandırılan sözlerden olacaktır.

Asıl "üvey evlat" gibi davranılan sözler Türkçe kökenli sözlerdir. Örneğin betik sözü Türkçede yaklaşık 2000 yıl boyunca kullanılmışken, Arap hayranlarınca yaklaşık 800 yıl öñce dilimize sokuşturulan kitap, betik sözünü yérinden étmiştir, dilimize hiçbir yeñi bilgi katmamıştır. Bu durumda, asıl "üvey evlat" muamelesi gören Türkçe kökenli betik sözüdür, dağdan gelen bağdakini kovmuştur. Dilimiziñ öz köklerinden gelen bir söz dışlanmış, Arapça kökenli bir söz baş tâcı édilmiştir, işte asıl tasfiyecilik budur. Bu tıpkı, evlat édindiğin çocuğu öz çocuğun gibi benimseyip, gerçek çocuğunu sokağa atmak gibidir. Oysa ikisini de sokağa atma, evlat édindiğin çocuğu da sev, öz kanından olan çocuğu da, doğru yol budur.

Öz Türkçe konusuna da değinelim, öz Türkçe démek doğru değil, doğrusu "Türkçe kökenli Türkçe" ya da "Arapça kökenli Türkçe" démektir (ya da ilgili söz handi dilden geliyorsa). Yukarıda örnekten gidersek, betik Türkçe kökenli Türkçe bir söz iken, kitap Arapça kökenli Türkçe bir sözdür.

Bu arada "uydurulan söz" déye bir şey de yoktur. Yéryüzündeki tüm dillerdeki bütün sözler kişilerce türetilmiştir, gökten zembille inen bir söz yoktur.

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu özleştirme dilimize o kadar büyük zarar vermiş ki, dünyanın en kurallı dillerinden olan dilimiz kurallılığını kaybeder olmuş. Türkçenin kurallarına aykırı türetilen kelimeler kuralların doğal mantığını bozmuş. Eski ahenkli hâlini de bu nedenle kaybetmiş. Takır tukur bir dile dönmüş.

Bu "öztürkçe" kelimeler yüzünden aramızda anlaşma sorunu yaşar olmuşuz. Çünkü bir "yabancı" veya "üvey" kelimeye karşılık kullanıma sokulan "öztürkçe" bir kelime, dile yerleşmiş ama hesaba katılmayan başka bir anlamda da yerleşmiş. Böylece ne demek istendiği anlaşılmamaya başlamış.
Bu yazdıklarıñız tümüyle mahalle dédikodusu tarzı, Kadir Mısıroğlu tarzı uydurmacı/iftirâcı tarihçilik örnekleri. Dilimiziñ gördüğü zararlara örnek vériñiz, yitirdiği kurallara örnek vériñiz. Tam tersi, siziñ bu dédikleriñiz Osmanlı'nıñ dilimize vérdiği zararlardır. Bunuñ için ayrı bir başlık açılmalı. Ahenk dédiğiñiz uzun sesli içeren Arapça, Farsça sözler ise, bu tümüyle kulak zevki ile ilgili bir durumdur, baña da uzun sesli içeren sözler çok ahenksiz gelir örneğin, kişisel bir algı bu, dilbilimle ilgisiz bir konu. Takır tukur dérken de yine tümüyle kişisel bir beğeni algısından söz édiyorsuñuz dilbilime ilgisiz. Muhakkak, tahakkuk, hukuk, aşk, taaşşuk gibi Arapça sözler ne de ahenkli oysa değil mi? Baña da bu sözler takır tukur geliyor ne olacak şimdi? Yalñızca siziñ gibi Türkçe karşıtı, Arap-Fars hayranlarınıñ kulak zevkini mi baz alacağız?

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Misal "olası"... Bu kelime günümüzde hem "mümkün" hem de "muhtemel" karşılığında kullanılıyor. Oysa ilk kullanıma sokulduğunda sadece "muhtemel" anlamında önerilmişti.

Düşünün, ne haldeyiz! Artık mümkün ve muhtemel kavramlarımız birleşmiş ve "olası" olmuş. Üstelik gerekli-gereksiz her yerde kullanılabiliyor. Sanki daha bir anlam kattığını mı sanıyorlar, nedir?
Olası sözünü kimi kişileriñ yañlış kullanıyor olması Türkçe ile ilgili bir sorun değildir, bu kişileriñ Türkçe bilmezliği ile ilgili bir durumdur. Arapça, Farsça, Fransızca kökenli bir sürü söz de yañlış kullanılıyor. Örneğin eñ sık yañlışlardan biri muhattap yazımı, oysa muhatap'dır aslı. Bir diğer örnek, şok olmak, oysa aslı şoke olmaktır. Bu durumda, bu gibi yañlış kullanımlardan ötürü muhatap gibi şoke gibi yabancı kökenli sözler dilimizi añlaşılmaz kılmıştır, dilimizi bozmuştur da dénebilir, siziñ mantığınıza göre.

Bu arada mümkün de muhtemel de dilimizde kullanılmakta. Yani hayalî şikâyetiñiz geçersiz bir şikâyet. İsteyen muhtemel dér, isteyen olası, kişiniñ seçimidir, ikisi de Türkçedir.

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mesela "düş"... Bu kelime de "rüya" karşılığı kullanılır idi. Ama artık "hayal" karşılığı da kullanılıyor.
Bu da yine bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir söylem. 1600'lü yıllarda yazılmış olan Meninski Sözlüğü'nden aktarım



Gördüğüñüz gibi düş sözünüñ "rüyâ" añlamı da var "hayâl" añlamı da tıpkı İngilizcedeki dream sözünde olduğu gibi.

Ülkemizdeki Türkçe karşıtlarınıñ eñ büyük sorunları bu, Türkçeyi kendi bildiklerinden ibaret sanıyorlar. Tıpkı deñizden bir bardak su alıp: "İşte bütün deñiz benim bu bardağımdaki kadardır" démek gibi. Bütün Türkçe karşıtları bu durumdadır, Türkçeyi kendi bildikleri kadar sanırlar. Bütün söyledikleri yalan, bütün söyledikleri eksik ya da çarpıtılmıştır. Bütün iddiaları iftira, bütün savları uydurmadır. Kadir amcalarından ne öğrendilerse papağan gibi tekrar éderler.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kötülük Problemi ve Ateizm Ateizm 38 23-09-2013 23:44
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ve Ses Bayrağımız Türkçe Aliminyum Konu-dışı 32 13-06-2013 08:56
Sosyalizmin Temel Problemi westergaard Politika 7 19-04-2011 17:46
Bir Matematik Problemi Sangre Konu-dışı 11 13-04-2011 03:46

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:20 .