Sorunun açmazı zihnin,okuma sistemini düalizme göre şekillendirmesidir,
Düalizm nedir? bir illüzyondur,akıl tutulmasıdır,zihnin (algının) ikiye bölünmesidir,
işte biz bu kusurlu algıya göre kavramlar oluşturuyor,onları kodluyor ve onlar üzerinden fikir yürütüyoruz;
Tanrı kavramının Ne'liği bile paradoxluyken biz kalkmış onun gerçekliğini tartışıyoruz,
sadece tanrı da değil buraya ne yazarsak yazalım zihinde bir karşılık bulacağı için paradoxlu olması kaçınılmazdır,hatta paradox kavramının kendisi bile tek başına paradoxludur çünkü düalitik okuma yapan zihnin tasarımıdır ve mantık kavramından bağımsız ele alınamaz,
düalitik okuma yapan bir zihnin ortaya atacağı her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,yani tanrı var mı gibi bir sorunun her iki cevabıda kısmen doğru kısmen yanlıştır.
Zihin tüm belirli nesne ve imgelerden arındığı vakit tanrı var mı gibi bir soru sormaz,cevabını bulduğu için değil zihnin bir kurmacası olduğunu bildiği için sormaz,
tüm kavramlar zihnin kurmacasıdır onlar olmazsa zihin kendi boşluğuyla sefaletiyle yüzleşmek zorunda kalır ve bunu göze alamayacağını bildiği içinde savunma mekanizmasını yani kurmacalarını devreye sokar,bunlar o kadar çokturki bizim günlük hayatımızda yaptığımız herşey kurmacadır,kamuflajdır,maskedir,
gerçek olan ise sadece boşluktur,boşluk bir kavram değildir,dolu olan zihnin boşalması demektir,dolu bir zihinle boşluk tarifi yapılamaz zihin boşalır ve geriye boşluk kalır işte tek gerçek budur.
|