
08-06-2010, 23:38
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Jan 2008
Mesajlar: 266
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger davudi;
Islam anlayisinda "Nu" icerikli, bir resmin, heykelin, ya da cinsellik iceren bir sanat dalinin, "ayip/mustehcen" algisiyla, engellenmesi; sence, sanata engel degil midir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
evrensel hoca
valla gördüğüm kadarıyla namaz kılma , oruc tutma gibi tanınmış ibadetlere olumsuz bir durumlarla beraber islam peygamberine hakaret durumunda , müslümanlar cığırından cıkıyolar , haricindeki meseleler umurlarında değil , ancak şimdiye kadar müslümanların peygambere hakarette verdikleri tepkiyi bir sanatcıya bir bilimadamına verdiklerinide görmedimde okumadımda
ayrıyeten nü tablolar diyoruz , acık sacık şiirler diyoruz sanki bunların avrupada amerikada alalade yayınlanmaları yasak değilmi ? en basitinden avrupada bile nü tablolar sokak boardlarında yok hatta bununla ilgili trafiği sakata getiriyor diye haberler bile okumuştum , sonucta yasaktı
not: insallah müslümanlar oructa namazda ve peygamberlerinde hassas oldukları kadar , sanattada bilimdede dikkatli olurlar , tıpkı ortacağ avrupasında bilimadamlarını şeytani işlerşe urasıyolar diye yakan avrupaya karsılık , bilimadamlarına herdaim saraylarında yer ayırtan , kilometrelerce ötelerden getiren müslümanlar gibi
|

08-06-2010, 23:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
|
|
sadece islam demek yanlış olur tüm dinler tüm tabular gelişmeye engeldir bilim ve sanatd gelişmenin bir türüdür islam özelinde verilecek çok örnek var mesela geçenlerde nü resim yapan öğrencilerin mankenlerine ödenek çıkmaması yada bir bakanın heykelde bazı yerler açık diye heykeli kaldırtması gibi...
ÖRGÜTLENİN!!!
|

08-06-2010, 23:52
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger Davudi;
Sanat, kisinin; dusunce ve hissettiklerini somuta (yazi, resim, siir, muzik, heykeltras v.s.) yansitmaktir.
Eger bir kisi, etiksel yaptirim ve yonlendirimlerinden dolayi, dusunce ve hissiyatini somuta yansitamazsa, bu sanata karsi bir engellemedir.
Ustelik sanati yansitmanin onu alinirsa, bu basta dusunce ve ifade ozgurlugune terstir.
Sanatin, icrasi baska; o icranin sunumu baskadir. Once, zihniyetin, sanatin ozgurce icrasina "izin vermesi" ve sanati icra edenin de; etiksel yonlendirim ve yaptirimlardan, en azindan sanatini icra ederken arinmis olmasi gerekir. Ayni, bir bilim adaminin, bilimsel calismasi esnasinda, kisisel inanclarindan arinmis olmasi gibi. Yoksa, bu tip yonlenim ve yaptirimlar, hem sanatin hem de bilimin her dalini etkiler.
Saygilarmla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

09-06-2010, 09:07
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
image666´isimli üyeden Alıntı
Her sene İstanbul'un işkal edilişi ve alınışı kutlanır. Fatih'in zekasını tebrik edebilirim ama sadece o kadar. İstanbul aynı zaman da bir cihat ürünüdür. Hemen hemen ülkelerin kanunda ve görüşünde artık ülke fethetmek yoktur, bu gericiliktir. Ama eski cehaletimizi zaman zaman kutlarız. Osmanlı ne bıraktı acaba? Barbarlıkla dünyanın bütün topraklarına gözünü dikmişti. Ayrıca " mirasını satıp, yiyip içip geriye birşey bırakmazsanız" demişsin ama kimi kastettiğini anlayamadım. Her neyse, Osmanlının bize bıraktığı cehalet mirası hala üzerimizde. Unutma ki, Türkiye cumhuriyeti Osmanlı devletinde yaşayan insanlar ile kuruldu. Ve bu insanlar çok geçmeden, Cumhuriyeti yıkma hakkı isteyrük diye ortaya çıktılar. Laiklik düşmanı hiç bir rejim geri kalmışlıktan kurtulamaz. Sizin derdiniz başka..
|
Benim, sırf İstanbul bile çok değerli bir hazinedir dememden siz, fethi, cihatı, bilmem neyi algılıyorsanız eğer sorun bizde değil, sizdedir.
Ben İstanbul diyorum. Bugün hala taşı toprağı altın olan İstanbul. Bugün Türkiye'nin en zengin şehri. Bugün Türkiye'nin en zengin kültürünün olduğu şehir. Bunları görmezlikten gelip, barbarlığı öne sürerseniz eğer, buradan biz, aslında Osmanlı'nın geriye çok şey bıraktığını ama sizin derdiniz Osmanlı düşmanlığı olduğu için o sözleri söylediğinizi anlarız ki, buradan çıkacak sonuç, bilim ve sanata dair konuşulan bir konuya dahil olan sizin dahil olmanızdaki kasıtın, Osmanlı düşmanlığınızı göstermeniz olduğudur.
Hayır niye net olup, ben Osmanlı'yı sevmiyorum o yüzden geriye ister bişiler bırakmış olsun ister bırakmamış benim için önemi yoktur demezsiniz anlamıyorum...
Bundan bilmem kaç ay önce, İstanbul'da aşırı yağışlar sonucu taşan bir kaç yerden sonra İstanbul'un bazı semtlerini sel basmıştı, bir çok iş yeri mahvoldu, bir çok insanın malı telef oldu, insanlarımız öldü, hatırlarsınız. Peki siz, Osmanlı'nın kendi döneminde iken, İstanbul'da sele karşı risk haritası çıkarıp daha sonrasında ise buna karşı alınması gereken önlemler listesi çıkarttıklarını biliyor muydunuz?
Şimdi bu yaptıklarına sahip çıkmayıp, şehiri mahveden kim? Onlar mı? Bizler mi? Tarihlerine, kültürlerine, bilimlerine, sanatlarına sahip çıkmayıp, ne bilimleri varmış, ne sanatları diyorsanız bu yapılanın adı nankörlük değilde nedir?
Türkiye'de kaç tane insan hat sanatı ile uğraşıyor?
Türkiye'de kaç tane insan ebru sanatı ile uğraşıyor, ney çalıyor, musikisi ile ilgileniyor?
Hepsinden öte, bugün sahip olduğumuz kişilikte, insanlıkta, yardımseverlikte, geçmiştekilerinin hiç mi katkısı yok?
Türk insanı neden tüm dünyada yardımsever olarak görülüyor? Bunu kim için söylüyorlar? Bizim için mi? Geçmiştekiler için mi?
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

09-06-2010, 09:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Jun 2010
Bulunduğu yer: Dünyalı:))
Mesajlar: 53
|
|
Pardon unutmuşum Osmanlı düşmanı olduğumu söylemeyi.
Osmanlı'nın yerine başka bir devlet alsaydı İstanbul'u, var olan kültüründen ne kaybedecekti? Diğer taraftan tabi ki cihattan bahsedeceğim: Benim anlatmaya çalıştığım şey, Osmanlı'nın barbarlığı, bilim, sanat ve gelişim düşmanlığı idi.
Sele karşı alınan önlem ile sanatın ne alakası var? Ona bakarsan Osmanlı sanatkar olsaydı matbaayı yasaklamazdı.
Türkiye'de hat sanatını ben mi öldürdüm? Yoksa sen mi öldürdün?
Yada diğer sanatlar.. Türkiye, 60'lı yıllara kadar yiyecek ekmek bulamıyordu ki sanatla uğraşsın! 60'dan 80'e kadar sağ sol olaylarını hortlatan devlet, sanata desteek vermeyi unutmuş olsalar gerek. Bu, işin sanat veya bilim kısmı.. 80 yılından günümüze gelen kısmı ise, mezar mezar kaçasıca Evren'in, kendi ağzıyla da söylediği gibi, uyuyan bir gençlik yaratmasından kaynaklanıyor. Vatanı biran önce satalım diye bunları umursadılar mı efendii..
Hangi insanlıkdan bahsediyosun? İnsanlık yerin dibine girmiş, herkes yalancı, düzenbaz, sahtekar olmuş. İnsanlık öldü artık efendi, en son insan, Çanakkale de şehit oldu..
|

09-06-2010, 12:08
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.214
|
|
İslam, öz itibariyle bilime ve sanata engel değilmiş gibi görünmesine rağmen, gelişmesine ön ayak olduğu toplum kuralları, tabu algıları ve felsefeler vasıtasıyla bilim ve sanat karşıtlığını körüklemiş en nihayetinde sınırlı, kısıtlı, tabularla çevrili bilim ve sanat kavramlarını ortaya koymuştur.
Fakat bu, insanın insan olmaktan doğan "bilme" isteğini elbette köreltemezdi. Kısaca, İslam devrinde dini İslam olan birçok büyük bilim adamı mevcuttur. Hatta bunlar bugün Avrupa ve Amerika'da saygı ile anılmaktadırlar. Bu bilim adamları eski Yunan devrinden ya da farklı kültürlerden aldıkları bilim birikimini iyi değerlendirmiş, var olanı son derece akıllıca ilerletmiş insanlardır. Fakat bu İslam genelinin bilime bakış açısını değiştirmemiş ve haklarında "dinsizleşti, kafayı yedi" gibi kavramlar ileri atılan bilim adamlarının var olmasına sebep olmuştur. Dini İslam olan bazı ünlü bilim adamları:
Muhammad ibn Mūsā al-Khwārizmī
Abū-Alī Ibn Sīnā
Al-Ghazali
Al-Mahani
Al-Karaji
Alhazen
Nasir al-Din al-Tusi
Ibn Rushd
Najm al-Dīn al-Qazwīnī al-Kātibī
Ibn Taymiyyah
Fakhr al-Din al-Razi
Muhammad ibn Jābir al-Harrānī al-Battānī
Abū al-Wafā' Būzjānī
Al-Jayyani
Ibn al-Nadīm
Örneğin Muhammad ibn Mūsā al-Khwārizmī, cebir, algoritma gibi kavramların babası olarak bilinir ve geliştirdiği sistemler, bilgisayar bilimlerinin temelini oluşturmaktadır.
Fakat ne yazık ki İslam da diğer tüm baskıcı, ahlakçı dinler ve tabu yığınları gibi genele bilim ve sanat bakımından hiçbir şey öğütlemez. Elbette dinlerin "söyledikleri" gelişen doğa bilimlerine göre din adamları vasıtasıyla şekillendirilir ve ortaya "din oku demişti", "allah bildirmişti" gibi kavramlar çıkartılır. Fakat ne ilginçtir ki bunlar, din katipleri tarafından bilim onları ortaya çıkarmadan önce ortaya atılamazlar.
İslam ve bilim için: LINK
Konuyla ilintili çok güzel bir kitap: Islamic Science and the Making of the European Renaissance
Neticesi itibariyle İslam bilime engel olacak son derece keskin tabulara, kurallara sahiptir ve bunlar belli bir seviyeden sonra daha iyi ortaya çıkmaktadır. Fakat tüm bunlar İslami bilim adamlarının bilime olan "gerçekten büyük" katkılarını gölgede bırakmamalıdır.
saygıyla.
Konu errata tarafından (09-06-2010 Saat 12:14 ) değiştirilmiştir.
|

09-06-2010, 13:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Tek tanrılı dinler, sanatı, din'i destekledikleri veya din'in işine yaradıkları ölçüde kabullenmiş ve desteklemişlerdir.
Yasaklar ve kurallar koyarak, dine karşı veya dinsel olmaları ölçüsüne göre yönlendirmiş, özgürlüklerini kısıtlamışlardır.
İslam diğer tektanrılı dinlerden daha fazla sanat üzerinde baskı kurmuştur. Örneğin, insan, hayvan vs. figürler çizmek yasaklanmış, bunun yerine çizgi ve motif serbest bırakılmıştır. Bu motiflerde Hattat sanatında cami ve kuran süslemelerinde kullanılmıştır.
Bu konuda Sanatın Öyküsü adlı kaynağa bir göz atalım. Yazarı E.H Gombrich. Sayfa 103-105
VII. ve VIII. yüzyıllarda ilerleyip, önüne geleni yıkıp geçen bir ortadoğu dini, İran'ı, Mezopotamya'yı, Mısır'ı, Kuzey Afrika ve İspanya'yı fetheden Muhammed'in fatihlerinin dini, imgelerin yasaklanmasında Hıristiyanlıktan daha katı davrandı.
İmgeler yasaklandı ama, sanatı yoketmek kolay değildi. Nitekim kendilerine insan resmi yapma izni verilmeyen doğulu sanatçılar, hayalgüçlerini, biçim ve motifleri, sanki onlarla oynarcasına örmekte yarıştılar.
Şimdiye dek düşünülmüş dantel dantel en ince süslemeyi, ''arabesk'' dediğimiz girift bezemeyi onlar yarattılar. Elhamra'nın avlularını ve içini gezmek bu süsleme çizimlerinin tükenmeyen çeşitliliğine hayran kalmak, unutulması olanaksız bir deneyimdir.
İslam ülkeleri dışındaki dünya, Doğu halıları aracılığıyla bu yaratıları tanıyor.
Eğer bugün, Doğu halılarındaki renk düzenlerinin denge ve uyumuna, yaratıcı zenginliğine hayran kalabiliyorsak, bunu, son tahlilde, sanatçının kafasını gerçek dünyadan saptırıp, onu çizgi ve renklerden oluşan bir düş dünyasına iten Muhammed'e borçluyuz.
(Muhammed'in sanat üzerindeki baskısı ve sanatçıların bu baskıya rağmen sanat yapmak zorunda kaldıkları açıkça anlaşılıyor.)
Bir süre sonra kimi müslüman mezhepleri, imgeler konusunda daha esnek yorumlara gittiler; Böylece de, din ile herhangi bir ilintisi bulunmaması koşuluyla, figür çizimine(insan, hayvan vs.) ve görsel açıklamalara (illustrations) izin verdiler.
XVI. yüzyıldan itibaren İran'da, daha sonra da Müslüman Moğolların egemenliği altındaki Hindistan'da, romanların, tarihsel öykü ve masalların görsel açıklamaları, ne kadar zor şartlarda sanat yaptıkları hakkında bize ipuçları vermektedir.
O yerlerin sanatçılarının, kendilerini yalnızca figürsüz(insansız, hayvansız,vs. ) motifler çizmeye zorlayan sıkıdüzen (disiplin) nedeniyle, neler öğrenmek zorunda kaldıklarını belgelemektedir.
Saygılarımla.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Konu saroz tarafından (09-06-2010 Saat 13:56 ) değiştirilmiştir.
|

09-06-2010, 13:57
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
image666´isimli üyeden Alıntı
Pardon unutmuşum Osmanlı düşmanı olduğumu söylemeyi.
Osmanlı'nın yerine başka bir devlet alsaydı İstanbul'u, var olan kültüründen ne kaybedecekti? Diğer taraftan tabi ki cihattan bahsedeceğim: Benim anlatmaya çalıştığım şey, Osmanlı'nın barbarlığı, bilim, sanat ve gelişim düşmanlığı idi.
Sele karşı alınan önlem ile sanatın ne alakası var? Ona bakarsan Osmanlı sanatkar olsaydı matbaayı yasaklamazdı.
Türkiye'de hat sanatını ben mi öldürdüm? Yoksa sen mi öldürdün?
Yada diğer sanatlar.. Türkiye, 60'lı yıllara kadar yiyecek ekmek bulamıyordu ki sanatla uğraşsın! 60'dan 80'e kadar sağ sol olaylarını hortlatan devlet, sanata desteek vermeyi unutmuş olsalar gerek. Bu, işin sanat veya bilim kısmı.. 80 yılından günümüze gelen kısmı ise, mezar mezar kaçasıca Evren'in, kendi ağzıyla da söylediği gibi, uyuyan bir gençlik yaratmasından kaynaklanıyor. Vatanı biran önce satalım diye bunları umursadılar mı efendii..
Hangi insanlıkdan bahsediyosun? İnsanlık yerin dibine girmiş, herkes yalancı, düzenbaz, sahtekar olmuş. İnsanlık öldü artık efendi, en son insan, Çanakkale de şehit oldu..
|
Türkiye, 60'lı yıllara kadar yiyecek ekmek bulamadıysa bunun sorumlusu Osmanlı'mı? Hani 600 sene dünyaya hükmetmişti? Hani 600 sene dünyada çok güçlü bir ülkeydi? Hem böyle böyle bir imparatorluktu diyip şimdi de söylediğinizi inkar mı ediyorsunuz?
600 sene dünyaya hükmeden bir imparatorluğu, 60'lı yıllarda ekmek bile bulamıyacak kadar aciz bir noktaya getiren kim? Kendi kendilerine mi böyle bir komplo hazırladılar? 60'lı yıllarda bizim torunlarımız ekmek bile bulamasın diye mi 600 sene dünyaya hükmettiler?
Siz ve sizin gibiler tarihini, geçmişini inkar eder de nankörlük yapar ise, insanlık tabiki yerin dibine girer.
Sapla samanı birbirinden ayıramıyan bir toplum olup çıkmışsak, insanlık yerin dibine girmiş ise, bunda insan olarak sizin bizim hiç mi suçumuz yok? Niye kendimizde hiçbir suçu aramayız da, çıkar suçu atalarımıza atarız?
Muhterem, ölen ölmüştür. Bugün dünyada insanlık kalmadı ise, bunun sorumlusu mezardakiler değil dünya üzerinde yaşayanlardır.
Burada Türkiye'nin 60'lı, 80'li yılları konuşulmuyor. Burada Osmanlı'nın mantalitesi, devleti yönetme şekli vs. konuşulmuyor. Burada, İslam'ın sanata ve bilime engel olup olmadığı konuşuluyor ve sizde bu tartışmaya, Osmanlı düşmanlığınız ile Osmanlı'yı barbar olarak görerek katıldınız. Bende yaptığınızın nankörlük olduğunu dile getirmek için katıldım.
Her insan, istediği inanca veya inançsızlığa inanmakta, düşünmekte özgürdür. Ama, bir ülkede yaşıyorsanız ve o ülkenin geleceğini, ferahını düşünüyorsanız eğer, o ülkenin atalarının bıraktığı mirası inkar edip, o insanlara nankörlük yapamazsınız.
Yaptınız mı?
O zaman siz, bu toplumu düşünen, bu toplumun ferahını düşünen birisi olmadığınızı burada deklara etmiş olursunuz ki, o zaman da ben sizi bu toplumun ferahını düşünen birisi olarak görmediğim için, sizi hiçe sayar kendi yoluma bakar, size de yolunuz açık olsun derim...
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

09-06-2010, 16:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
şu an dünyada dindarların uzlaşarak, karşısında ortak mücadele ettikleri bir tek şey var.
evrim teorisi.
bilim ve din aynı aynı aynı kafada bulanamaz.
akıl ve iman aynı anda aynı kafada bulunamaz.
dindar; kafasındaki teolojik algıya muhalif bilimsel bir teori ortaya koyamaz.
hatta böyle bir teoriyi yansız olarak inceleyemez bile.
bu insanın doğasına aykırı.
inanan; daha baştan evrim ve benzeri diniyle çeliştiğini düşündüğü teorileri reddetmeye çalışan argümanları bilimdışı olmalarına rağmen desteklemeye temayüllüdür.eğer onların diniyle çelişmediğine dair bir kılıf bulunursa ancak o durumda teoriyi yine bilimdışı bir biçimde kabullenme temayülü gösterir.dinsel tavır bilimsel bir teoriyi reddederken de kabul ederken de bilimsel tavra aykırı olarak bunu yapar.
o nedenle din ve bilim birbiriyle asla aynı kafada bulunamaz.
Konu Khaos tarafından (09-06-2010 Saat 16:28 ) değiştirilmiştir.
|

09-06-2010, 19:07
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Jun 2010
Bulunduğu yer: Dünyalı:))
Mesajlar: 53
|
|
Küçük bir alıntı:
"1854 Osmanlı-Rus Kırım savaşında, Osmanlı, İngiliz ve Fransız donanması müttefik olarak Kırım'a asker çıkardılar. 1855'de Sivastopal zapt edildi. Paris Anlaşması ile savaşa son verildi ve savaş sonunda Fransa ile İngiltere bir taşla birkaç kuş vurmuşlardı. Öncelikle Rus donanması ve tersaneleri yok edilmişti. Rusya'nın Avrupa'daki ilerlemesi bir süre durdurulmuştu. Ruslar'la, Osmanlılar'ın düşmanlığı eskisinden daha fazla artarak devam edecekti. Bunlardan daha önemlisi Osmanlı devleti, İngiltere ve Fransa'nın para tuzağına düşmüş, yüz yıl sürecek bir borç ödeme planına girmişti.
İngiltere'nin Avrupa'daki imparatorlukları yok etme stratejisinin ilk kurbanı seçilen Türkler kendi sonlarını kendileri hazırlamışlardı. Avrupa'nın emperyalist oyunlarını öğrenememenin cezasını ağır ödeyeceklerdi. Türk aydınları devlet içinde tutunacak bir dal bulmada çok geç kalmışlardı. Kırım Harbi; Osmanlı devinin çöküşünü hazırlayan II. Viyana Kuşatması'ndan sonraki hataların en büyüğü idi.
Kırım Savaşı sonrası Türkler'e "borç prangası" takılmıştır. Avrupa ile bu borç süreci Düyun-u Umumiye adıyla 1854'den 1954'e kadar sürmüştür. Ancak Avrupa'nın yerini 1946 yılında Amerika Birleşik Devletleri almış, Düyun-u Umumiye koşulları hemen hemen aynı kalmakla beraber borç yönetiminin adı IMF (Uluslararası Para Fonu) olarak değişmiş ve devam etmektedir."
Burda suçluyu iyi analiz edememenin sorumlusu ben değilim. Türkiye'nin ekmek bulamaması, Osmanlı'nın çökme döneminde başladığını iyi kavra. sana son bir sözüm daha var: Geçmişini inkar ediyorsun diyorsun ya, sen ve senin gibi düşünenlere, dünyaca ünlü tarihçi Babinger çok güzel bir cevap vermiş: " Dünya üzerinde hiç bir millet yoktur ki, Türkler kadar tarihini yok etmiş olsun." Haydi selametle..
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:47 .
|