saroz´isimli üyeden Alıntı
Daha ilkokul öncesi ufacık bir çocuk iken, yalan yere yemin etmenin, küfrün, alkollü içkinin çok günah olduğu anlatılmıştı. Günahın bedeli de envayi çeşit yanma ve haşlanma bedelleriyle ödetilecekti.
Ancak, günah işleyip tövbe etmekten kendimi alamıyordum. Her gecem kabus her gündüzüm de günah işlemek ve tövbe etmekle geçiyordu.
Örneğin yaşadığım eve bakıp valla billa bu ev burada yok demekten kendimi alamıyordum. ardından korkuyla tövbe silsilesi geliyordu elbette.
Ateist olunca en çok bu kabuslardan kurtulduğuma sevinmiştim.
Aşağıdaki karikatür bu yaşadıklarımı çok güzel özetlemiş.
Acaba ben küçükken içime şeytanmı girdi de bunları bana yaşattı, yoksa cennet cehennem ödül ve ceza sisteminde bir sorunmu var?
http://www.facebook.com/photo.php?pi...8610870&ref=mf
|
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.