Kırk Gün Hadisi

İslamiyet’te kader ile ilgili temel bir hadis var. Bu hadis 30 hadis kitabından on yedisinde geçiyor ve bu konuda tam kırk iki tane rivayet var. Hadisin başlıca rivayetlerinden bir kısmı şöyle :

Bu rivayet: Su' be - el- A'mes - Zeyd b. Vehb (el - Cühenî) – Abdulah b.Mes’ûd isnâdı ile nakledilmektedir. Buna göre;
Abdulah b. Mes'ud diyor ki; Sadıku'l- Masduk olan Rasûlullah (s.a.v.) söyle buyurmaktadır: ''Sizden birinizin yaratılısı annesinin karnında kırk gecede toplanır. Sonra bir o kadar zaman içinde aleka olur. Yine bir o kadar zaman içinde mudga olur. Sonra ona bir melek gönderilir ve rızkı, eceli, amel, ve said ya da saki olduğu konusunda dört kelime (yi-konuyu) yazmakla emir olunur. Ardından ruhu üflenir. Sizden biriniz veya bir adam cennetle kendi arasında bir (zira’) karış mesafe kalacak kadar ehl-i cennet işi tutar da; hakkında, geçmiş yazgı öne geçer ve bir ehl-i nâr ameli işler ve cehenneme girer. Sizden biriniz veya bir adam da ehl-i nârın işini tutar tutar da kendisiyle cehennem arasında bir karış kalır; derken önceki yazgısı galip gelir, bir ehl-i cennet ameli isler ve cennete giriverir.' *Ebû Davud et- Tayâlisî, Müsned, I, 38.

Bu rivayet; Ebû Abdillah el- Hafızv – Ebû Abdillah Muhammed b. Ya'kub el-Hafız – Muhammed b.İsmail b. Mihran – Ebû Tahir – İbn Vehb – Amr b. el- Hâris –Ebû Zübeyr el- Mekkî – Amir b.Vâsıle – Abdullah b. Mes'ud yoluyla nakledilmistir. Beyhaki, Sünen- i Kübra, VII, 422.
Âmir b. Vâsıle Abdullahb. Mes'ud r.a. 'ten rivayetle anlatıyor: Saki annesi karnında sakidir. Saîd ise baskasından (yaptıgı hatalardan ders çıkararak) öğüt bulmuş kimsedir. Rasulûllah s.a.v. 'in ashabından Huzeyfe b. Esîd el- Gıfari denilen birisi geldi ve İbn Mesûd'un sözünden bize bunu anlattı. Ve bir adam amel işlemeden nasıl saki olur? dedi. Ona adam; buna şaşırıyor musun? Hâlbuki ben Rasûlullah’ın söylediğini duydum: Nutfenin üzerinden kırk iki gece geçince Allah ona bir bir melek gönderir, ona suretini verir, duymasını, görmesini, cildini, etini ve kemiğini yaratır. Sonra ya rabbi kadın mı erkek mi? diye sorar. Rabbin dilediğini hükmeder ve melek yazar. Ya rabbi eceli nedir? diye sorar ve rabbin dilediğini buyurur ve melek yazar. Ya rabbi rızkı nedir? der, Rabbin dilediğini hükmeder, melek yazar sonra elindeki sahifelerle çıkar. Onun bu isinden sonra ne bir artma nede bir eksilme olur.

Bu rivayet: Hüseym- Ali b. Zeyd- Eb Ubeyd eb. Abdillah- Abdullah b. Mes'ûd tarîki ile rivayet edilmiştir. Ahmed Müsned, I, 374
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle söylemiştir: Nutfe rahimde değişmeden kendi halinde kırk gün geçirir. Kırk günü geçirdikten sonra aynı şekilde aleka, mudga ve kemikli bir hale dönüşür. Allah c.c. onun yaratılışını tamamlamak istediğinde bir melek gönderir. Melek, Ya Rabbi! : Erkek mi, Kadın mı? Saki mi, saîd mi? Kısa mı, Uzun mu? Kuvveti az mı, çok mu? Eceli nedir? Sağlıklı mı sakat mı? Diye sorar. Rasûlullah (s.a.v.) dedi ki: İşte hepsi böylece yazılır. Oradakilerden biri; bütün bunlardan sonra o vakit amel ne işe yarar diye sordu. Hz. Peygamber; Siz amele devam edin zira herkes ne için yaratılmışsa ona yöneltilecektir dedi.

Erken dönem kaynaklarına göre kırk gün hadisi rivayetleri şu temaları ele almaktadır :

A- İnsanın yaratılışı anne karnında kırk günlük aşamada nutfe, aleka ve mudga olarak seyretmektedir.
B- Anne karnında görevli bir melek vardır ve bu melek kişinin rızık, ecel, amel cinsiyet ve said veya saki olusunu yazar. Ancak meleğin rahimde bulunmaya başlaması ve yazdığı kelimelerin neler olduğu rivayetlerde farklılık arz etmektedir
C- Ruhun üflenmesi yazgının bitmesini takip etmektedir. Bu söz konusu yazgıya insan hayatı içerisinde bir şekilde muvafık davranmakta ve uymaktadır.

Bu rivayetler Kur’an da şu ayetlerle desteklenmektedir.

Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (MÜ'MİNUN SURESİ / 14)

De ki: "Herkes kendi yaratılışına (fıtrat tarzına) göre davranır. Şu halde kimin daha doğru yolda olduğunu Rabbin daha iyi bilir." (Isra Suresi : 84)
Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir." (Isra Suresi : 85)

A- İlk Kırk gün.

  • Nutfe Dönemi.
  • Aleka Dönemi.
  • Mudga Dönemi.
  • Kemik Dönemi.

B- Meleğin Ana Rahmine Gelişi.

  • Meleğin Yazmakla Emrolunduğu Dört Kelime.
  • Rızık.
  • Ecel.
  • Amel.
  • Cinsiyet.
  • Saki veya Saîd Oluş.

C- Ruhun Üflenmesi.

  • Yazgının Öne Geçmesi.
  • Sû-i Hâtime.
  • Hüsn-i Hâtime.

D- Kitabın Kapanıp Değişmemesi.


Bu konuları rivayetlerin anlatma formuna göre dört temel bölüme ayırmak mümkün. Meleğin gelişine kadar birinci bölüm, meleğin yazdıkları ikinci bölüm, ruhun üflenmesi üçüncü bölüm, yazgının öne geçmesi ve değişmeyecek olusu ile bu yazgıya göre hatime dördüncü bölüm.

Ana rahmi ile gelişmeleri doktorların tartışmasına bırakmakla beraber gene de bugün cinsiyet konusundaki temel eğilimin erkek spermleri tarafından belirlenme olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bilimin ulaştığı boyutlar İslam inanışının ve peygamber sözünün aksine cinsiyet oluşumunu şöyle tanımlıyor :

Döllenme anında bebeğin cinsiyeti bellidir. Eğer dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Dolayısı ile bebeğin cinsiyetini belirleyen erkek, yani babasıdır. Kadının bebek cinsiyetinde en ufak bir rolü yoktur. Bu devrede cinsiyeti saptamak ancak genetik inceleme ile mümkündür. Bu aşamada belli olan sadece cinsiyet değildir. 38 hafta sonra dünyaya merhaba diyecek olan bireyin göz renginden kan grubuna kadar bütün genetik yapısı bellidir ve değiştirilemez. http://www.ntv.com.tr/news/205511.asp

Kan, kemik oluşumu vs gibi hususlarda ise maalesef ana karnındaki embriyonun Muhammed’in sözlerine uymadığını ve Allah’ın bu tespitinin çocuğun gelişimi tarafından reddedildiğini ve farklı bir gelişim izlediğini belirtmek gerekiyor. Demek ki Allah ya da Muhammed bu oluşumu 40 gün hata ile bildirmekteler.

Peki, o zaman anne karnına inen melek kime cinsiyet konusunda soru soruyor? Bu hadisi tıp bilimi ve çocuk embriyosunun gelişimi açısından ele aldığımızda elle tutulacak hiçbir yönü olmadığı aşikârdır. Bu yüzden de yukarıdaki hadislerde parantez içerisinde yer alan ibarelerden hadis yorumcuları tarafından kan, pıhtılaşmış kan demek olan alak kelimesinin hücre topluluğu olarak verildiğini görmek mümkündür. Çünkü kan damarları döllenmeden bir hafta sonra meydana gelmektedir ve ikinci haftanın sonuna doğru belirginleşmeye başlamaktadırlar. Bu hadisteki bilimdışılıkları yukarıda verdiğimiz gebeliğin safhalarını anlatan yazıyı okuyan herkesin görebilmesi mümkündür peki Allah’ın elçisi olan Muhammed’in bu tarz şeyleri nasıl ümmetine doğru diye anlattığını sorgulamak gerekmektedir.

Muhammed ve o devirde yaşayanların modern tıptaki bu bulgulara ulaşmasını beklemek elbette mümkün değildir, ancak yaratıcının bunları bilememesi kesinlikle düşünülemez. O halde Muhammed şayet var ise bir yaratıcının ağzından değil, o zamanki kendi kültürünün ulaştığı boyutlara göre doğum olayını yorumlayabilmektedir. Hadis ile bilimsel verileri karşılaştırdığımızda ise kaçınılmaz olarak varılması gereken sonucun da bu olması gerekir.

İkinci aşama ise anne karnına meleğin indiği andır ve bu aşamada Melek Allah’a bebeğin cinsiyetini sormaktadır ki yukarıda bunu gördük; bir diğer husus ise bebeğin sağlıklı olup olmayacağını sormaktadır. Ve Allah’ın takdirine göre bebek sakat olabilmektedir. Burada sorulması gereken soru ise Allah’ın bu bebekten ne istediği ve onu neden sakat yaşama getirdiğidir.

Her aşamadaki soruları akıllı bir beynin kabul edebilmesi mümkün değildir, dolayısıyla bunların üzerinde durmayacağım. Ancak bir müslümanın bu yaratılış safsatasına inanmasının zorunlu olduğunu işlemeye çalışacağım. Onu da İslami kaynakları ele alarak yapmaya çalışacağım.

Hadisin sıhhati ve kabulü konusunda kaynaklarda olumlu değerlendirmelere rastlamaktayız. Ebû’l-Ferec Abdurrahman b. Ahmed, farklı hadislerden derlediği kırk hadisten oluşan eserinde kırk gün hadisini dördüncü hadis olarak almış ve sıhhati konusunda ittifak bulunduğunu ve ümmet arasında genel kabul gördüğünü zikretmiştir. Yine Ebû’l-Ferec aynı eserinde hadis hakkında geniş değerlendirmelerde bulunarak hadisin ele aldığı muhteviyata dair akla gelebilecek ve diğer eserlerde de benzer eşleştirmelerine rastladığımız Kur’an ayetlerine yer vermiştir. Ebû’l-Kâsım el-Lâlekâî(v.418), ehl-i sünnet akâidine dâir yazdığı eserinde, “Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan, hiç çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan, her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.” Ayeti üzerine açtığı bahiste kader dair pek çok rivayet nakletmiş ve kırk gün hadisini de bunlar arasında zikrederek, Kader hadisi olarak başka vecihlerine yer vermiştir. Yine hadisin Buharî, Müslim, Ebu Dâvud ve ulemaca nakledildiğini ve sıhhati konusunda icmal ettiklerini belirtmiştir

Yine kader konusunda yazılan pek çok İslami eserde hadise yer verilmiş ve hadisin sahih olduğu konusunda İslami çevrelerde ittifak olduğu görülmüştür. Ancak Mutezile’nin hadisi kabul etmediğini not etmekte fayda vardır.
O halde bir İslami inanış, gelenek ve yorumdan bahsedeceksek, şimdiye kadar tüm İslam âlemince bu hadiste anlatılan yaratılış konusunun gerçek olduğunu ve üzerinde ittifakla kabul olunduğunu göz önüne almamız gerekecektir. Muhammed bu hadisle İslamiyet’e göre Allah’ın bilgisini insanlara aktarmaktadır.

Son olarak bu Hadisin ele alındığı ve geçerli ve sahih bulunduğu ilk dönem İslami kaynaklara bir göz atalım :

Kırk Gün Hadisi'nin Yer Aldıgı Eserler. (Kronolojik)

Sıra Müellif Adı
Eser 
Müellif Vefât Tarihi Hicri
1 Râsid el- Ezdî Ma'mer b Cami 151
2 Rebi' b. Habîb Müsned 170
3 Mâlik Muvatta 179
4 et- Tayâlisî Müsned 204
5 Abdürrezzak Musannef 211
6 Humeydî Müsned 219
7 Saîd b. Mansûr Sünen 227
8 el-Ca'd .Ali Müsned 
230
9

İbn Ebî Seybe

Musannef 235
10 Ahmed Müsned 241
11 Darimî Sünen 255
12 Buharî Sahîh 256
13 Müslim Sahîh 261
14 İbn Mâce Sünen 275
15 Ebû Davud Sünen 275
16 Tirmizî Sahîh 279
17 Bezzâr Bahru'z-Zehâr 292
18 Ebû Ya'lâ Müsned 302
19 Nesâî Sünen 303
20 İbnu'l-Cârûd el-Müntekâ 307
21 İbn Huzeyme Sahîh 311
22 Ebû Avâne Müsned
335
23 İbn Hibbân Sahîh 354
24 Taberânî Mu'cemu's-Sagîr 360
25 Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr 360
26 İsmâilî Mu'cem 370
27 Dârekutnî Sünen 385
28 Ahmed es- Saydâvî Muhammed b Mu'cem 402
29 en-Neysâbûrî Hâkim Müstedrek 405
30 Beyhakî Sünen 458


Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere neredeyse beş yüz yıl boyunca tüm belli başlı İslam âlimleri tarafından Hadisin geçerliliği zikredilmiş ve İslami anlayış bunun üzerine şekillenmiştir. Kendine Müslüman diyen bir kişinin bu geleneği yok sayması ve bu hadisin geçerliliğinin olmadığını söylemesi mümkün müdür.