Okinono ile Söyleşi


“Kizlarla konusmak yasak!”

Bir ilan asmislardi kalacak yerle ilgili. Biz de üç arkadas müracaat ettik. Ilk 2 hafta her sey çok güzeldi. Sonra birden “Kizlarla konusmak yasak!” dediler. Namaz kilmak önceleri istege bagliydi sonra zorlamaya dönüstü. Bu baskilar benimle birlikte birçok ögrencinin de canini sikti tabii. ‘Ya sev, ya terk et’ modeline kendi parasizligim ve varlikli Sosyalist arkadaslarimin elit yasami yüzünden karsi koyamadim. Sonra okumaya ve ögrenmeye basladim; hâlâ da devam ediyorum…

TDS : Cemaatteki konumun ya da statün neydi?

Okinono : Cemaatin hiçbir yönetimsel organinda yer almadim. Fakat soluduklari yerlerdeki yakin arkadaslarim vasitasi ile üst düzey yöneticilerle tartisma firsati buldum; onlari ve fikirlerini devamli sorguladim.

TDS : Sence gerçek amaçlari ne?

Okinono : Bu sorunun yaniti için geriye dönük bir inceleme ve saptama yapmak gerekiyor:

“Nursi’nin asil düsmani bugün Fethullah'in pesinde "Nurcuyum" diye gezen Nurculardir!”

Said Osmanli’da Teskilati Mahsusa’nin yardimiyla himaye edilmistir ve bir hareket baslatir. 1943’e kadar H.Y., S.A., H.A. ve M.F gibi isimlerin öncülügünde yürür bu hareket. Süreç içinde Nursi tam 19 kez zehirlenerek öldürülmeye çalisilir. (Onu kurtaranlar genellikle onu hapseden devlet görevlileri olmustur.) Zehirleyenleri kendisi “gizli komite” olarak ifade eder; bu komite devlet degildir! Su iyi bilinmelidir ki Said-i Nursi’nin asil düsmani bugün Fethullah'in pesinde "Nurcuyum" diye gezen Nurculardir.

Çoguna gör Nursi’nin amaci yazilarinda anlasilmaz bir dil kullanmasi sebebiyle muglâktir. Risaleler bir degil üç yerde toplanmistir. Bir heyet bunlari kitaplastirmis, daha sonra Nursi de bunlara onay vermistir. Bir çok mektup ya da Said’in “konulsun” dedigi birçok pasaj Risaleler’e girmemis bazilari ise büyük mücadeleler sonunda dahil edilmistir. Bu Said’in maddi hareketinin henüz bir kivilcimken söndügünün isaretidir. (Fakat hareket sonralari Fethullah’a birileri tarafindan yamanacak; kivilcim bu ocaktan yayilacak ve bütün evi saracaktir.

Said 43’te umutsuzluga düser ve der ki “Ben artik zamanimdan vazgeçtim. Tohumlar ektim; bu tohumlar Allah'i 100 yil sonra taniyacak ve bu tanidiklari ‘gerçek Allah’ olacaktir.”

“Izmir/Kestane Pazari’na 200 bin Dolar..”

Nurcular içerisinde önceleri ‘Yazicilar’ ve ‘Okuyucular’ isimli iki grup vardir. Sonra Yazicilar 3’e ayrilirken Okuyucular bir çok kola dagilir. 1963 Yilinda ‘Oryantalist Akim’in halka empozesinin ilk adimi Izmir/Kestane Pazari’nda atilir. (O dönemlerde CIA’nin resmi sitesinde yayimladigi faaliyet ve harcama raporunda Kestane Pazari’na çanta içinde 200 bin Dolar teslim edildigi bilgisi bulunmakta…) Izmir’de bu 200 bin Dolar ile Nurcular’in parçalanmis ve ekonomik sikintilari sonucu bir yerlere dagilmis sözü geçenleri tek tek, kafakolla ve pragmatik söylemlerle bir araya getirilir. Erzurum’daki ‘Kirkinci Hoca’nin bu eylemde ayri bir yeri vardir. Ilginçtir ki Allah’tan baska güç tanimayan Islam savunuculari o zaman Anayasa’ya “evet” demislerdir; bu bir çeliskidir. Bu çeliskiyi en iyi kullanan ise tarihte ‘Yeni Asyacilar’in babasi sayilan S.D.’dir.

“Bir araya getirme operasyonunda Bahailer’in disarida birakilacagini düsünmek saflik olur!”

Daha sonra B.B isimli bir avukat cemaatin dershanelerindeki Kur’anlari bir hükümet görevlisi esliginde tek tek toplar ve bundan sonra Kur’an bulundurulmasi ve okunmasi hususunu yasaklar. Dershanelerde Kuran bulundugu sürece cemaatin avukatligini üstlenmeyecegidir. Iste bu olay Nurcular’in Islam’dan ayrilisindan Said’i Nursi’ yi mehdi ilan etmelerine kadar giden sürecin baslangici olur…

Fethullah Gülen ismi 70’li yillarda cemaatin iç hesaplasmalarinda sade, sessiz ve cahil biri olarak geçer. Gülen hiçbir zaman Nurcu olmamistir. Hâttâ 80’li yillarda gazetelere “Biz Nurcu degiliz!” diye çarsaf çarsaf ilan vermistir. Yakin zamanda yazilan ve bana göre tarihi belgeleri ile kronolojisi harfiyen dogru olan “Fethullah Bahailer’in Gizli Lideri mi?” adli kitaptan ögrendigimize göre Gülen bu is için hazirlanan biridir. Sunu söylemeliyim ki özenle dokunan bu ‘bir araya getirme operasyonu’nda Bahailer’in disarida birakilacagini düsünmek safliktir!

“Geriye dönüp baktiginizda Nursi’nin içten içe yenildigini ve kullanildigini görürsünüz..”

Gülen Cemaati, 200 yillik oryantalist hedefini, Exeter Üniversitesi’nde Islam’in içini bosaltarak önce Panteizm’e sonra Pananteizm’e ve reformlarla da Ateizm’e sekillendirmektedir. Isin ilginç tarafi, bu hareketi elestirecek ve karsi çikacak grup dinciler olmasi gerekirken bunu gögüsleyen ve siddetle karsi çikanlar Ateistler olmustur.

Bugünkü durumda Gülen’in salya-sümük kasetlerini dinleyip halki galeyana getirmek için organize olan tellallarin halkin beynine neler yerlestirdigini incelemek gerekir.

Fethullah Gülen tüm eski vaazlarinda peygamber ile tanri arasina bir set kurmakta ve peygamberi putlastirmaktadir. Oysa Islam Dini’nde bu olay peygamber zamaninda dahi olmamistir. (sahsen ben “Anam-babam sana feda olsun!” diye baslayan hadislerin ; bu konuda bir tür imza oldugunu düsünüyorum; Islam’a Israiliyat’in attigi bir imza!...)

Bugün geriye dönüp baktiginizda Nursi’nin içten içe yenildigini ve kullanildigini görürsünüz. Bilinen 'Fethullah Gülen Nurculugu'nun hiç bir surette Said’in Nurculuguyla alâkasi yoktur; hiç olmamistir da…

“Her insan kendi benliginin tanrisidir!”

Gelelim amaca: Dinde yapilan reform Ateizm'e giden yoldaki ilk adimdir diye bir arkadasimdan duymustum. Bu da “Islam’i yok etmek” demektir. Bu konuda Papa’ya 1986’da yazilan mektup sanirim isi daha net ortaya koyar. Su anda Gülen Cemaati'nin is ve söylemleri cemaatin ilk amaci ile örtüsmemektedir. (Allah inanci olanlar tarafindan durum böyle okunmaktadir.) Gariptir ki hâl böyleyken ayni cemaat Laiklik için büyük tehlike olarak görülmektedir. Bence bu kaosun sebebi Laiklik sözcügünün devlet ve halk tarafindan farkli algilanmasidir.

Sunu söylemeliyim ki Gülen Cemaati “Hâkimiyet Allah’indir” fikri yerine “Allah kâinattir ve insan kâinatin bir parçasidir. Insanlik her seyle uyum içinde olmalidir ve her insan kendi benliginin tanrisidir!” fikrini koymayi amaçlamaktadir. Burada amaç din ve tanriyi tanimlamak degil, seküler bir dünya idealiyle, parçalanmis ve binlerce farkli meale ayrilmis Müslümanlari asgari müsterekte bulusturmaktir. Peygamberin sahsinda dini empoze etmek ve ayni peygambersel tavirlar ile bir statükoda bulunmak kendi makaminin pekistirici olmasi açisindan çok önemli bir nitelik olarak temele yerlesmistir.

“Amaç bir Ermeni Sarkisi olan ‘Kâtibim’i Orta Asya’daki çocugun ögrenmesi degildir..”

Bana göre dinsel kültürün yerine hümanist ve Laik akimlarin ikamesi halkin tasarrufuyla reddedilmektedir. Bu nedenle cemaatler ön plana çikarilmaya ve bu sayede sekülerizm yavasça yedirilmeye çalisilmaktadir. Iste bunu içindir ki günümüzde cemaatin el atmadigi yer ve ülke kalmamistir. Iyi bilinir ki, dünyada demokratik olmayan ülkelerde yapilan darbelerden ve ölümden kaçmak için siginilacak iki yer vardir: ABD Büyükelçiligi ve Fethullah’in okullari...

Geçen yillarda Kirgizistan’da patlak veren olaylarda orada bulunan cemaatten bir arkadasim söyle demisti: “Adamlar herkesi topluyordu. Bizi de durdurdular; okul kimliklerimizi görünce sorgusuz sualsiz biraktilar.”

Anlasildigi gibi amaç bir Ermeni Sarkisi olan ‘Kâtibim’i Orta Asya’daki çocugun ögrenmesi degildir; bunun ‘din’e de bir faydasi yoktur. Yapilan, milliyetçilik ile Türk olmanin verdigi avantaji kullanarak ‘din’ semsiyesi altinda heykel ideolojisinin bir misyon olarak bakir ve ham yerlere tasinmasidir. Bu yüzden bu cemaat Siyonistlerle ayni masada yemek yiyebilmektedir. Yeni nesil is adamlari da ancak bu güç ile oralarda barinabilmekte ve topyekûn bir sekilde Emperyalist düzenin masasi olmaktadirlar.

Tanriyi kendi emelleri için kullanmaktan çekinmeyen bir Nuri Alço gülüslü is adamlarindan genç olanlarinin, aralarinda örgütlenerek önümüzdeki 20 yilin finansal agini kurduklarini da söylemem gerekir.

TDS : Cemaatten nasil ayrildin; kopus sebeplerin nelerdi?

Okinono : Ögrencilik bittikten sonra siki bir okuyucu olarak –-safça- halki bilinçlendirme girisimlerine basladim. Bir nevi ‘ters teblig’ yani. Bu cami duvarina hacet gibi büyük bir hata idi. Kendi kendime “Bu adamlarin dinle, imanla alâkalari yok!” dedim. Zaten okuyan her insan çeliskiyi rahatlikla görür. Söylemleri dogru olabilir ama icraatlari ters. Sonra da malûm mahalle baskilari ve biz güm!

“Yikilan bir barakanin yerine modern bir is merkezi insa etmeye çalismak”

2000 Yiliydi.. Kendimi sorguladim ve tanri inancinin bir seçim olduguna karar verdim. Bundan sonra da konuyla ilgili arastirmalara yöneldim. Vaktim boldu; ekonomik açidan batmistim zira! Sistemden kaçiyordum. Kimseyle paylasmadim fikrimi. Enine boyuna sorguladim her seyi.. Bazen derin bir çikmazda oldugumu düsünüp umutsuzluga kapiliyordum. Iste bu açidan yikim oldu diyebilirim. Bu durumu ‘degerli bir arsada yikilan bir barakanin yerine modern bir is merkezi insa etmeye çalismak’ diye açiklayabilirim.

Bir noktadan sonra artik her seyi sorgulamaya basliyorsunuz. Ticari hayatim aniden bitivermisti. Bu basarisizligimin bir sonucu degildi; büyük hatalar yapmamistim. Önce isler kesildi. Sebebini sorguladim. Muhataplarima “Neden alis-verisi kestiniz?” diye sordum. “Sen falanca yerde hos olmayan seyler söylemissin. Senin bir ailen var, adin var; böyle yapamazsin!” cevabini aldim. Anladim ki gizli gizli kuyumu kazmis, arkamdan çoraplar örmüsler. Zaten bu örgütlenmeyi kuvvetlendiren sey bu finansal baskidir.
Daha sonra kizginligin verdigi kaçis, alkol vs vs...

Ayrilik sebeplerimden biri de derslerde o koca koca adamlarin tifil çocuklar ile kucaklasmasina, onlari sevecen bir baba edasiyla oksamasina ve tüm bunlarin devamliligina tanik olmamdir.
Bu nazik ve derin yaralarindan biridir. Mide bulandiracak seyler yasanir ama disari çikmaz… Kanitsiz bir durumdur.

Iste bunlari göz önünde bulundurarak bir karar verme durumuna gelmistim. Ya düzene uyacak ya da güme gidecektim; ayrilmayi yegledim…


“Birçok insan yalnizligin ve güçsüzlügün verdigi ürperti ile kendiliginden dolusur buralara..”

TDS : Cemaat sürekliligini nasil koruyor?

Okinono : Senenin belli zamanlari onlarin köylü kirkim zamanlaridir. Köylünün zekâtini toplamak için dolanirlar. Alan razi, onda bir sorun yok. Veren de bu sayede cemaatin devlet ile olan iliskilerinden dolayli olarak faydalanir. Mesela bir kredi ihtiyaci var. Zekât verildiyse daha kolay olur. Bu bagislar sayesinde devlet ile olan iliskilerde rahatlama ve yarar saglanir. Devlet içerisinde bu sekilde birbirine bagli bir organizma her gün daha da canlanarak yasar.

Zekât vermemekte direnen olursa baskinin bini bir para. Her an gelen faturayla evinin elektrigi kesilebilir; o zamana kadar edindigi kimligini, bazen parasini -kim bilir- belki canini bile kaybedebilir...

Bugün bütün cemaatlerin benim gözlemledigim ortak noktasi ‘yalnizligin son bulma
garantisi’dir. Aslinda birçok insan yalnizligin ve güçsüzlügün verdigi ürperti ile kendiliginden dolusur buralara; din sadece bir kiliftir. Bu bir çesit insan avidir. Cemaatler birlik duygusunu verirken bir yandan da bireyleri kisiliksizlestirmeye çalisir. Zaten Islam ‘teslim’ demektir. Bütün cemaatler güçlerini kayitsiz-sartsiz teslimden alirlar. Bu sayede “Ben sana siginacak yer verecegim, sen bana teslim olacaksin!” deme hakki bulurlar.


“Fiyatimi ögrenmis oldum..”

TDS : Ayrildiktan sonra cemaatin baskisiyla karsilastin mi? Herhangi bir tedirginlik yasadin mi?

Okinono : Ilk baskiyi eve ekmek götürecek kadar bir parayi borç olarak istedigim arkadaslarimdan gördüm. Aslinda iyi de oldu; fiyatimi ögrenmis oldum. Bu fiyat meselesi çok ilginç! Özellikle bizim gibi fikri mücadele içerisinde olan insanlar fikirlerini özgürce yazdiklarini zannederler. Oysa bilinçaltimiz öylesine sinsidir ki yazacagimiz her satiri, söyleyecegimiz her sözcügü daha önce yazarlar dimagimiza. Su an düsünüyorum da sanirim bir insan dibe kadar batmadan asla özgürce yazamaz. Galiba bu benim avantajim…

Çok tedirginim; zira bu olumsuz sistemin adalet anlayisi ile zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor. Hiçbir zaman uygulanamamis olsa bile esitlik kavraminin dinlerin yükselisindeki en büyük etken olduguna inaniyorum.

“Evrim konusundaki sig düsünceleri, kendi evrimlerinin yilisik soylarini gizlemek içindir!”

Çok açik ve net olarak sunu söylüyorum ki; Allah’i kabul etmek için Allah adina yapilan ama sonu maddeye dayanan hiç bir söylem kabul edilemez! Maddenin paylasimi için -hangi sebep ve gerekçe ile olursa olsun- içtihat ve sinifsal farklari tanzim girisimi olamaz.
Bu yapiliyor ve sorumlusu ne tanri ne de Ateistler… Sorumlular mutlak gücün farkina varan ve bu gücü kendi nefs ve emelleri için kullanan insan suretinde 'gülen' seytanlardir. “Bunlarin evrim konusundaki sig düsünceleri, kendi evrimlerinin yilisik soylarini gizlemek içindir” bile diyebilirim!

TDS : Cemaatte sosyal iliskiler nasildir? Kadin-erkek veya gençlerin sosyal tavirlari nedir ve bunlar nasil karsilanir?

Okinono : Gülen Cemaati'nde kati bir hiyerarsi var. Baski sözcügü oradaki baskiyi ifade etmede çok hafif kalir. En belirgin yaptirim kimlik olarak verdikleri toplumsal hayati cehenneme çevirebilmeleridir.

Sosyal iliskiler çok yapaydir. Bu takîye ile bile açiklanamaz. Hepsinde “devletin onlari beslemeye zorunlu oldugu” düsüncesi hakimdir. Tabii ki devletin kanatlari altina girerek gelir saglamak ve hayatlarini idame ettirebilmek için bu tezgâhtan geçmeleri de sarttir. Toplumsal bir etiket kazanmak ve gelire baglanmak için sartlari kabul eder ve bu yola bas koyarlar. Kandirildigini bile bile kendisine uzatilan ‘lolipop’u alir; ta ki lolipopu uzatan olarak öcünü alana dek…


“Bugünkü ‘tesettür otelleri’nin dogus sebebi bu davranis seklidir..”

Karsi cins ile iliskilerinde nefs tatminini seçerler. Sehvetin ‘kötü’ oldugunu kabul ederek ise baslarlar. Fakat bu düsünceyi peygamberin eslerinin sayisina göre yorumlamak akillarina bile gelmez. Ben buna “dinsel mastürbasyon” diyorum. (Bu deyim bir arkadasima ait.) Bu mastürbasyon çesidi her gün yeniden topluma yayilir ve gün boyu karsimiza çikar.

Bu düsünce gençler arasinda kadin-erkek iliskileri açisindan çok farkli bir açilimin gelismesine de neden olur. Cem Karaca dinleyen ve siki bir yonca.com müdavimi olan gençlerin açilimidir bu; iki yüzlü bir açilim!… Genç erkek ve kadinlar cemaat içerisinde taassuplu, evlerinde ve taninmadiklari yerlerde de modern bakis açilari sergilerler. Bugünkü ‘tesettür otelleri’nin dogus sebebi bu davranis seklidir.

Tüm bireyler için tanrinin varligi ve emirleri degil, cemaatin fikri ve kendisinin cemaatteki gelecegi birinci derecede önemlidir.Zira tanrinin emri ile cemaatin liderinin emri es degerdedir onlar için. Bu riyakâr tavir yeni degildir. Aksine Gülen Cemaati'nin, halkin sisteme yönelik düsüncelerini bireysel günahlar ile bogmak için tasarlayip gelistirdigi bir söylemidir bu!

Bir arkadasim anlatmisti: Almanya’daki bir toplantida -sanirim bölgesel bir toplanti bu- sikildigi için kuytu bir yere girmis ve bir bira söylemis. Içerken birinin kendisine seslendigini duymus. Bir de bakmis ki cemaatten bir arkadasi; o da ayni sebeple gelmis. Sonra ayni yerde 2 kisiye daha rastlamislar. “Herhalde cemaat meyhaneye tasiniyor” diyerek gülüsmüsler…

“Bütün cemaatler ampulün etrafinda dönen pervaneler gibi..”

TDS : Bunlarinki nasil Islam?
Okinono : Bunun tek cümle ile cevabi sudur: Bunlarinki Islam falan degildir! Bunlarinki din de degildir; halklarin inançlarini sekülerizme dökmek için kurulan bir tuzaktir!...

Gülen Cemaati'nin amaci Islam olsaydi Kuran’i ögrenirlerdi. Bunlar Risale-i nur okurlar. “Bir nevi terapi yaparlar” demek daha dogru olur. Merak edip derslerine bir kez girilirse bu görülecektir. Bunlara bakarak Islam'i tanimaya çalismak çok yanlistir. Bence sirf bu nedenle halk ile aydin kesim arasinda son 30 yilda büyük uçurumlar olusmustur. Sebebi %47’de aramak en dogru olandir. Bugün bütün cemaatler ampulün etrafinda dönen pervaneler gibidir; kusatma altindadirlar. Aydin kesimin cemaatler yerine tanriya saldirmasi da islerine yaramistir. Zira kendilerini dinin merkezi olarak kabul ettirip dikkat çekebilmek için bundan daha iyi bir firsat bulamazlardi.

“Kirmizi baslikli kizi igfal etmeye çalisan kurdun yataktaki hiriltisidir!”

Gülen Cemaati'nin inanç ile ortak noktasi mallarinin din olusudur. Bir nevi isletme gibi yönetilirler. Asil ilgiyi Türki Cumhuriyetlerdeki yapilanmaya gösterirler. Buradaki okullarda burslu okuyan ögrencilere -güya- Türkçe ögretilirken parali ögrenciler Ingilizce görür. Zaten parali egitim halkin asla ödemeyecegi kadar pahalidir. Hep sistemin varis veletleri gider o fakir ve ham topraklardaki okullara.

Cemaat ismiyle bilinen bu örgütlenme aslinda kendi gelecegi için gençlere yatirim yapan seküler bir sistemdir. Gösterdikleri hosgörü de ‘kirmizi baslikli kizi igfal etmeye çalisan kurdun yataktaki hiriltisidir’… Dilerim ki bu millet bunu yutmasin!

TDS : Cemaatten ayrildiktan sonra dinden koptun mu? Seni TDS Sitesi’nde bulunmaya iten güç neydi?

Okinono : Ben dinden kopmadim aksine daha da baglandim. Bir kültür olarak din bana geldiyse bunu koparmak benim düsüncem olamaz. Ben tanri sorgulamami yaptim ve yapiyorum da.. “Dinden kopmak” demek “halktan, dolayisiyla kökünden kopmak” demektir benim için.


“Bu sitede benim gibi dinci kazigi yemis birçok arkadasin bulundugunu gördüm!”

Karsi bir fikre de her zaman saygi duyarim ve göz ardi etmem. Ama din ayridir, dinci ayri..
Ben su gibi muhtacim dine; zira baska bir dayanak yok bulundugum ortamda. Benim savasim dincilerle; onlardan koptum o kadar…

Bu sitede benim gibi dinci kazigi yemis birçok arkadasin bulundugunu gördüm. Yani ortak o kadar çok yanimiz vardi ki.. Aramizdaki sorun ise “Halk mi tanriyi yaratti yoksa tanri mi halki” meselesidir? Insan olmanin getirdigi her türlü zaaf ortak olarak burada çok net ve hararetli olarak edepli bir sekilde paylasilabiliyor. Aradigim muhatapti; burada buldum. Önce muhatap bulacaksiniz ki insan oldugunuzu anlayasiniz. Bu açidan bu sitedeki arkadaslarin hepsini çok önemsiyorum. Ve birkaç yil sonra bu mutfaktan halklar için dogru ve güzel yemekler çikacagina inaniyorum.

Halkin kim tarafindan yaratildiginin önemi artik yoktur. 5000 Yildir çözülemeyen bir soruyu -mutlak gücün merkeze toplanma sürecinin yasandigi bu asirda- ortaya koymanin bir önemi de yoktur.

Basinda gördük; son olaylarda ölen askerler ile ilgili bir çok yazi yazildi. Kimse çikip da “Bu kaderdir!” demedi. Islamci olanlar, tebligciler hiçbiri.. Hepsi reddetmis oldu böylece aslinda iradede yazili olan ‘kader’i…

TDS:
Tesekkürler...