Kur'an'da "Şu'ayb Peygamber'le İlgili Yanlışlar

Kur'an'da Şu'ayb diye bir ad geçer. Bu Şu'ayb, güya Tanrı'nın Hud, Salih ve Lut'tan sonra gönderdiği peygamberlerden biridir. Ve kendisini, kendi kavmine "peygamber" olarak kabul ettirebilmek için, diğer peygamberlerin uğradıkları düşmanlıklardan örnekler vermek ister ve şöyle der:

 

"Ey kavmim! Sakın bana karşı düşmanlığınız, Nuh kavminin ve­ya Hud kavminin, yahut Salih kavminin başlarına gelen/er gibi size de bir musibet getirmesin!..." (K. 11, Hud Suresi, ayet 89.)

 

Ne var ki Şu'ayb'ın: "Ey kavmim!" derken hangi kavimden söz ettiği belli edilmemiştir; edilmediği içindir ki bu husus Kur'an bil­ginleri arasında tartışma yaratır. Şu nedenle ki Kur'an'ın bazı ayet­lerinde Şu'ayb'ın "Eyke" halkına, bazı ayetlerinde ise "Medyen" hal­kına gönderildiği yazılıdır. Oysa "Medyen kavmi" ile "Eyke halkı" birbirlerinden farklı topluluklardır; bu böyle olduğuna göre ortada bir yanlışlık var demektir.

 

Gerçekten de Mekke döneminin ortalarında indiği söylenen ayetlerde Şu'ayb'ın, Eyke halkına gönderildiği yazılı! Eyke sözcüğü bir cins orman anlamına geldiği için bu yer halkına "ashab alayka" (yani "orman eshabı" ya da "koruluk halkı") adı verilmiştir. Eyke denen bölgenin, Medyen'e doğru deniz kenarında bir yer olduğu ve Eyke halkının ticaretle meşgul fakat zalim ve hilekar bir millet olduğu söylenir.' Kur'an'da, Şuara Suresi'nde, Eyke halkına "pey­gamber" olarak gönderilen Şu'ayb'ın, Eykeliler tarafından yalancı­lıkla suçlandıği bildirilmekte:

 

"Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı; Şuayb on­lara şöyle demişti: '(Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısı­nız? Bilin ki ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin'..." (K. 26, Şuara Suresi, ayet 176179.)

 

Eyke halkı denen bu halktan, Kur'an'ın Hucurat Suresi'nde (ayet 14), Hicr Suresi'nde (ayet 78) ve Sad Suresi'nde (ayet 1314) söz edilmiştir. Buna karşılık Mekke döneminin sonlarına doğru vahyolunduğu söylenen Hud, Ankebut ve A'raf surelerinde Şu'ayb'ın Medyen halkına gönderildiği bildiriliyor. Örneğin Hud Suresi'nin 84. ayetinde şu var:

 

"Medyen'e de kardeşlen Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için ondan başka Tanrı yoktur'..." (K. 11, Hud Suresi, ayet 84.)

 

Aynı şey Ankebut Suresi'nin 36 ve A'raf Suresi'nin 85. ayetlerin­de tekrarlanmıştır. Bu hükümlere göre Medyen halkı Şu'ayb'ı yalan­cılıkla suçlamış ve bu yüzden Tanrı'nın gazabına uğramıştır. Örne­ğin Ankebut Suresi'nde şu yazılı:

 

"Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken kendilerini bir sar­sıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar" (K. 29, Ankebut Suresi, ayet 37; K. 7, A'raf Suresi, ayet 85).

 

Bazı kaynakların bildirmesine göre "Medyen", İbrahim "Pey­gamber'in" oğlu olup, bunun torunlarına Medyen kabilesi denmiştir. Bu kabilenin yaşadığı kente "Medyen kenti" dendiği ve bu kentin Akabe Körfezi'nin doğu yönünde ya da Şab Denizi havalisinde bu

 

1 Bkz. Elmalılı H. Yazır, age, c.V. s.3640.

lunduğu bildiriliyor.2 Aslında Şu'ayb'ın Medyen ile hiçbir ilgisi ol­madığı da öne sürülmekte. Öte yandan Araplar arasındaki bir inan­ca göre Şu'ayb'ın mezarının "Hirbet Midyan" denilen ve eskiden "Madon" adını taşıyan bir yerde olduğu anlaşılmaktadır. Pek muh­temeldir ki "Madon" adı, "Medyen" adı ile karıştırılmış ve bu yüz­den ortaya Kur'an'daki karışıklıklar ve yanlışlıklar çıkmıştır.3

 

2  Diyanet Vakfı'nın yayımladığı Kur'an'ın A'raf Suresi, ayet 85. ayetiyle ilgili yo­ruma bkz.

3 Bu konuda bkz. İbn alAsir, Kamil, Tornberg Yayımı, c.IV; Yakut, Mıı'cam, Wüstenfeld Yayımı, c.III ve IV; Abu'1Fida, Takvim, Reinaud ve de Slane Yayımı; Burton, The LandofMidıan revisited, 1879, c.II.