Kur'an, Üzeyr (Ezra) Adındaki Kişinin Yahudiler Tarafından Tanrı'nın Oğlu Olarak Kabul Edildiğini Bildirmekte; Oysa Yahudiler...

Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, Hıristiyanlara ve Yahu­dilere hitaben:

 

"Allah onları kahretsin" (Tevbe Suresi, ayet 2933)

 

diyerek çatmıştır. Ve çatmasının sebebi de Hıristiyanların İsa'yı ve Ya­hudilerin de Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğullan olarak kabul etmeleri­dir. Gerçekten de Tevbe Suresi'nde şu yazılı:

 

"Yahudiler, Ü zeyr Allah'ın oğludur dediler! Hıristiyanlar da, Mesih (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kafir olmuş kim­selerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan batıla) dönüyorlar" (K. 9, Tevbe Suresi, ayet 30).

 

Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, bu tür bir inanca saplı bulunan Yahudileri ve Hıristiyanları sorguya çekecek ve had­lerini bildirecektir. Ebu Said'in rivayetine göre Muhammed'in ko­nuşması şöyle:

 

"... Allah'a ibadet etmiş olanlardan maadası kalmayınca, taifei Yehudun birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz kime tapardınız?'diye sorulacak. (Onlar) 'Biz, Allah'ın oğlu Uzeyr'e tapardık' di­yecekler. Bunun üzerine onlara denilecek ki: 'Siz, yalan söylüyor­sunuz. Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şim­di söyleyiniz, istediğiniz nedir?' O taifei Yehud da: 'Ya Rab, pek susadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi, su basına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler. Sonra (Hıristiyanla­rın) birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz, kime tapardınız?' diye sorulacak. (Onlar): 'Biz, Allah'ın oğlu Mesih'e tapardık' diyecek­ler. Bunun üzerine onlara da denilecek ki: 'Siz yalan söylüyorsu­nuz, Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?' (Hıristyianlar da): Ya Rab pek su­sadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi su başına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler."1

 

Her ne kadar Muhammed'in "hadis" şeklindeki bu sözleri vesi­lesiyle yorumcular: "Üzeyr ile Mesih'e tapanlar Yahudilerin ve Hı­ristiyanların yalnız birer taifesidirler" şeklinde konuşurlarsa da,2 Kur'an'da sadece bir taifeden değil fakat Yahudilerle Hıristiyanların tümünden söz edilmektedir. Fakat her ne olursa olsun, ortada bir ya­nılgı var ki, o da Yahudilerin Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğlu olarak kabul ettiklerine dair olan satırlardır. Her ne kadar Hıristiyanlar İsa'yı Tanrı'nın oğlu olarak kabul etmişlerse de Yahudilerin kutsal

 

1  Buhari ile Müslim'in, Ebu Saidi Hudri'den rivayetleri için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı..., Diyanet Yayınlan, c.H, s.824825.

2 Diyanet'in açıklaması için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı:.., c.II, s.826.

 

bildikleri kitaplarda Üzeyr'in, Tanrı'nın oğlu olduğuna dair bir kayıt geçmez; daha başka bir deyimle Yahudiler Üzeyr'i Tanrı'nın oğlu diye kabul etmiş değillerdir. Çünkü bu kitaplarda, özellikle Tev­rat'ta, belirtilen odur ki, Üzeyr (Ezra)3 vaktiyle Fars Kralı Artahşasta dönemininde yaşamış olan Yahudi kahinlerinden biridir ve Tan­rı'nın buyruklarının ve İsrail'e olan kanunlarının yazıcısıdır. Babil'in İranlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fars Kralı onun, İsrail kavminden ve kahinlerinden gönüllü olarak "Yeruşalim'e" git­mek isteyenlerle birlikte ve Babil vilayetinde bulacağı gümüşleri ve altınları alarak gitmesine izin vermiştir.4 Bu izin üzerine Üzeyr ken­disine katılanlarla birlikte Yeruşalim'e gelir ve orada bulunan "Al­lah'ın evi"nin önünde ağlayarak yere kapanır ve dua eder. Tam bu sırada İsrail'den büyük bir cemaat, erkekler, kadınlar ve çocuklar olarak yanına toplanırlar: Hepsi de ağlayış içerisindedirler. Elam oğullarından biri Üzeyr'e (Ezra'ya) hitaben şöyle der:

 

"Biz Allahımıza karşı hainlik ettik ve memleketin kavmlanndan yabancı karılar aldık... (fakat şimdi) Allahımızın emrinden titre­yenlerin öğüdüne göre bütün karıları ve onlardan doğanları bı­rakmak için, şimdi Allahımızla ahit keselim ve şeriate göre yapıl­sın. Kalk, çünkü iş senin üzerindedir ve biz seninle beraberiz.."5

 

Bunun üzerine Üzeyr onlara şöyle der:

 

"Siz hainlik ettiniz ve İsrailin günahını artırmak için yabancı karılar aldınız. Ve şimdi atalarınızın Allahı Rabbe suçunuzu itiraf edin, ona hoş olanı yapın ve memleketin kavmlanndan ve yabancı kanlardan ayrılın."

 

Üzeyr'in bu emri üzerine İsrailli erkekler, yabancıdır diye zaval­lı kadıncağızları boşarlar. Ve işte Yahudilerin inancına göre Üzeyr, bu emri veren bir kahindir; Tanrı'nın oğlu filan değildir.

 

3  Üzeyr'in MÖ 370360 arasında öldüğü söylenir.

4  Bkz. Ahdi alatik'te Ezra Bölümü, Bap: 7 vd.

5  Bkz. Ezra..., Bap 10: 24.

 

Şimdi sorulacaktır: Nasıl olur da Kur'an, Üzeyr'in Yahudiler ta­rafından "Tanrı'nın oğlu" olarak çağrıldığını yazabilir? Bunun açık­laması şu olması gerekir. Birçok vesileyle belirttiğimiz gibi Mu­hammed, Medine'ye hicret ettikten sonra, bir süre Yahudilerle iyi geçinme siyaseti izlemiştir; çünkü onlardan para ve silah temini ba­kımından yardımlar edinmiştir. Bu sayededir ki, çete saldırıları ter­tiplemiş, Mekke kervanlarına karşı çeteler yollamış, bu kervanları ele geçirerek ganimetler almış, yavaş yavaş güçlenmeye başlamış ve daha sonra Yahudileri kendisine boyun eğdirtmek, Müslüman yapmak istemiştir. Bunu sağlayabilmek için şunu öne sürmüştür ki, Tanrı'nın onlara gönderdiği Tevrat, Müslümanlığın esasını kapsa­yan bir kitaptır ve bu Tevrat, bir süre uygulandıktan sonra onlar ta­rafından çeşitli yolarla tahrif edilmiş ya da kaybolmuş ve Yahudile­rin hafızalarından silinmiştir. Ve işte şimdi Tanrı, Tevrat'ı doğrula­yan Kur'an'ı göndermiştir; bu nedenle Yahudilerin Kur'an'a uyma­ları gerekir; çünkü Kur'an, Tevrat'ın doğrulayıcısıdır!

 

Ve işte Muhammed, Üzeyr'in Babil'den Kudüs'e dönüşü hikaye­sini, farklı bir şekle sokmak suretiyle bu doğrultuda değerlendirme­ye çalışmış olmalıdır. Nitekim Tabari'nin Tafsir alTabari, Muham­med b. b. alSa'ib alKalbi'nin Mafatih algayb, alHazin'in Lubab altavil fi ma'ami'altanzil, Kurtubi'nin Tafsir alKurtubi ya da Beyzavi'nin Anvar altanzil gibi yapıtlarından ve İslamın diğer te­mel kaynaklarında Üzeyr ile ilgili olarak yer alan rivayetler, bunun böyle olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Bu rivayetlerden birinde, güya Yahudiler, bir süre Tevrat'a, bağlı kaldıktan sonra kendi başla­rına buyruk olmuşlar ve Tanrı emirlerini unutmuşlar, peygamberle­rini öldürmeye başlamışlardır. Bu yüzden Tanrı onları cezalandır­mak üzere kalplerinden Tevrat'ı silmiş, Tevrat'ın sandığını (yani alTabut'ü) ellerinden almıştır. Bunu gören Üzeyr, Tanrı'ya yalvararak O'ndan Tevrat'ı yeniden öğretmesini istemiş ve Tanrı bu dileği ka­bul ederek Tevrat'ı onun hafızasına yerleştirmiş ve alTabut'u tekrar

indirmiştir. Bunun üzerine Üzeyr, kendi kavmine Tevrat'ı öğretmistir. Kavminin insanları, kendilerine öğrenilen Tevrat ile alTabut'taki Tevrat'ın aynı olduğunu anlayınca: "Bu Üzeyr Allah'ın oğludur" diye konuşmuşlardır!

 

Bir diğer rivayete göre güya alAmalika kavminin saldırısı üze­rine Yahudiler yenilgiye uğramışlar ve ellerindeki Tevrat'ı yitirmiş­lerdir. Yahudi alimlerinden hayatta kalanları ise, Tevrat'ın kitapları­nı dağlara gömüp başka diyarlara göç etmişlerdir. O sırada dağlar­da yaşamakta olan Üzeyr durumu öğrenmiş ve üzülmüştür. İşte bu üzüntü içerisindeyken, bir aralık dağda bir mezar başında bir kadın­la karşılaşır. Onunla konuşurken Tevrat'ı en iyi bilen kimse olduğu­nu anlatır ve her bir parmağına bir kalem bağlayarak Tevrat'ı yeni baştan yazar. O sırada Yahudi alimleri geri gelirler ve dağlara göm­dükleri Tevrat'ı çıkarıp Üzeyr'in yazdıklarıyla karşılaştırırlar ve bu ikisinin aynı olduğunu görürler. Ve görünce: "Allah bunu sana an­cak O'nun oğlu olduğun için verdi" derler.

 

Fakat hemen ekleyelim ki, bu rivayetle ji anlatan İslam kaynakla­rı (örneğin Kurtubi, alNakkaş, Fahr alDir  alRazi, Beyzavi gibi ün­lüler) dahi, Üzeyr ile ilgili bu sözlerin bütüaı Yahudiler tarafından de­ğil sadece içlerinden bir cemaat tarafından, hatta sadece bir kişi tara­fından söylendiğini bildirmekteler. Tafsir alTabari'de, bu sözlerin sadece Finhaş b. Azura adında biri tarafınclan söylendiği yazılı. 6

 

Fakat her ne olursa olsun anlaşılan o ki, Üzeyr ile ilgili Tev­rat'taki hikaye, Muhammed'in günlük siyasetine yatkın düşecek şekle sokularak Kur'an'a alınmış ve Tevbe Suresi'nde:

 

"Yahudiler: 'Üzeyr Allah'ın oğludur dediler!..."

 

olarak yansıtılmıştır. Oysa Üzeyr, Yahudiler tarafından Allah'ın oğ­lu olarak kabul edilmiş değildir.

 

6 Yukarıdaki hususlar için bkz. Tafsir alTabari, c.I, n, XIV; Tafsir alKurtubi, c.I, II, VIII; Anvar altanzil, c.I; ayrıca bkz. Elmalılı ht. Yazır, age c III s 2509'