"Muhammed size kendisinin Tanrı elçisi olduğunu ve gökten haber geldiğini söylüyor, halbuki devesinin nerede olduğunu bilmiyor"
* Tekvir Suresi, ayet 24; Nur Suresi, ayet 1112, 2324 vs.
1 Bu olay ve hadis için bkz. Sahihi..., c.X, s.2967.
2 Sahihi...,c.X,s.315.
3 İbn İshak'ın yapıtlarına bkz.; ayrıca bkz. Taberi, age, 1966, c.II, s.749759.
demesi üzerine
"Rabbim bana devemin şu vadide şu dağın arasında bulunduğunu ve devenin dizgini bir ağaca takıldığı için yürüyemediğini bildirdi, gidip getiriniz"
diyerek kendisi için hiçbir gizli şey olmadığını anlatmak istemiştir.4 Cariyesi Manyayla, Hafsa'nın odasında cinsi münasebette bulunurken Hafsa tarafından yakalandıktan sonra ona, olayı sır şeklinde saklamasını tenbih etmesi, fakat Hafsa'nın bu sırrı gizlice Ayşe'ye anlatması üzerine bütün bunlardan Tanrı tarafından haberdar edildiğini söylemesi (K. 66, Tahrim Suresi, ayet 3)5 bir başka örnektir. Öte yandan cennette ve cehennemde olan bitenleri bildiğini iddia ederdi; hem de öylesine ki, şehit olarak cennete gittiğini söylediği Sad İbni Muaz'ın, orada güzel "peşkirler" kullandığını bildirirdi.6 Bunlara benzer daha pek çok örnekleri sıralamak kolay. Bütün bu örneklerin ortaya vurduğu şu ki, Muhammed bilinmeyen ve görünmeyen her şeyin kendisine Cebrail tarafından bildirildiğini söylemekle peygamberlik iddialarını pekiştirmek isterdi. Cebrail'i iki kez canlı olarak gördüğünü eklerdi.
Söylemeye gerek yoktur ki, bilinmeyen ve görünmeyen şeyleri, gökten gelen işaretlerle biliyor ya da görüyor değildi. Çeşitli buluşlarla ve ordan burdan edindiği haberlerle böyle yapabilmekteydi. Ancak bu tür davranışları nedeniyle kendisine "sihirbaz", "kahin" vs. denmemesi için Kur'an'a şu ayeti koymuştur:
4 Taberi, age, 1966, c.II, s.749 vd.
5 Ayet şöyledir: "Peygamber eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, AIIah da durumu peygambere hildirMişlti).. .(eşi) 'Bunu sana kim haber verdi?'demiş, o da 'Bana her şeyi bilen... Allah haber verdi' demişti" (K. 66, Tahrim 3). Bu ayetin "Bal şerbeti" olayı vesilesiyle koyduğunu söyleyenler de vardır. Olay şöyledir: Eşlerinden biri kendisine bal şerbeti ikram ederek cinsel gücünü artırmak ister. Bu vesileyle Muhammed bu esinin odasında fazlaca kalmış olur. Muhammed bunun sır olarak kalmasını tenbih ettiği halde eşi diğer eşlerine haber verir. Sırrın açıklandığını anlatmak üzere Muhammed yukarıdaki ayeti koyar. Bkz. Sahihi..., c.Xl, s.208, 361.
6 Bu konudaki hadisler için bkz. Sahihi..., c.III, s.32 vd.
"Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden örfintöhmet altında tutulamaz" (K. 81, Tekvir Suresi, ayet 24)7
Böylece kendisini "bilmezlik taslayan, bilmezlik satan" kahinlerden farklı kılmış olurdu.8 Nasıl ki, halkın kendisini "hayal alemi. nin insanı" olarak tanımlamaması için güzel konuşmayı "sihirbaz, lık" şeklinde tanımlayıp, kendisine rakip olurlar düşüncesiyle şairleri kötülediyse, gizli ve görünmeyen şeyleri bilir ve görür sayılan falcıları, kahinleri ve benzerlerini de halk indinde itibardan düşürmek üzere kötülemekten, hatta boyunlarının vurulmasını emretmekten9 geri kalmamıştır.10 Böylece bu alanda da muhtemelen rakipsiz kalmayı kendi çıkarlarına yatkın saymıştır.
Ne ilginçtir ki, Muhammed'e gözü kapalı şekilde inanmış olanlar, onun çoğu şeyleri bilemediği durumlarda: "Tanrı sana neden bu konuda haber vermiyor?" diye soru sormayı akıllarından geçirmemişlerdir. Örneğin Hendek Savaşı sırasında düşman kuvvetlerin durumunu öğrenmek için casuslar çıkarttığı zaman (11):
"Neden casuslar gönderiyorsun? Madem ki her gizli şeyi sana Tanrı Cebrail aracılığıyla haber vermektedir, o halde bunu da Tanrı'dan öğrensen ya!"
şeklinde konuşan olmamıştır. Ya da Ifk olayında Ayşe'ye, kötü bir ıey yapıp yapmadığını sorup cevap alamadığı için bir ay boyunca munla küsüşmesi üzerine:
7 Yukarıdaki çeviri Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kur'an çevirisindendir. Elmalılı H. Yazır'ın çevirisi şöyle: "...Ve o gayh üzerine kıskanılır değil..." Ö.R. Doğrul'un çevirisi şöyle: "... Sizin arkadaşınız... görünmeyen aleme ait (işleri) gizlemez. .."
8 Bkz. Elmalılı H. Yazır , age, c. VII, s.5622 vd.
9 Bkz. Sahihi..., c.X, s.360.
10 Buhari'de bu konu ile ilgili hadisler için bkz. Sahihi..., c.VHI, s.225; c.XI, s.191 vd.
11 Taberi, age, 1966 c.II, s.4889.
"Ya Muhammed! Ayşe ile küsüşecek yerde onun suçlu olup olmadığını Tanrı'dan öğrensene"
diyen çıkmamıştır.
Öte yandan kendisi "tükürüklü üfürük" ya da "tükürüksüz üfürük", "nefes" vs. gibi usullerle iş görmüş, hastalıkları tedavi eder gibi görünmüş, kendi izniyle başkalarının da bu üfürükçülük yaparak para kazanmalarını uygun bulmuştur. Hem de öylesine ki, üfürükçülükle geçim sağlayanların kazançlarına dahi ortak olmuştur.12 Ne var ki, başkalarının bu işlere kalkışıp "ilahi kudret" sahibiymiş gibi görünmelerini, yani bir bakıma kendisine rakip olmalarını önlemek maksadıyla "efsuncuların" ve "cinleri teshir iddia eden cincilerin" nefesinin "ser an menhi" olduğunu söylemiştir.13 Yine bunun gibi Amrı Huzai'nin, eski bir Arap geleneğince deve kurban edip halk yığınları indinde etki sahibi olduğunu görmekle bu geleneğin kötü bir şey olduğunu söylemiş ve sona ermesini sağlamıştır.14 Örnekleri çoğaltmak kolay; diğer birçok yayınımızda ve özellike Şeriat'tan Kıssalar ve Toplumsal Geriliklerimizin Sorumluları: Din Adamları başlıklı yayınlarımızda bu konuya yer verdiğimiz için burada fazla durmayacağız.
12 Bu konuda kitabımızın "Batıl" başlıklı bölümüne bkz.; ayrıca bkz. Turan Dursun, Din Bul, Kaynak Yayınları, İst. 1990, s. 134 vd.; ilgili hadisler için bkz. Sahihi..., c.XII, s.90.
13 Sahihi..., c.XII, s.83.
14 Sahihi..., c.IX, s.234vd