Erkeği Üstün ve Kadını Aşağı kılmak Açısından Adem ve Havva Masalının Önemi

Bu emri aldiktan sonra Adem, tek basina Aden bahçesinde yasamaga baslar. Bunu gören Tanrı, Adem'in tek basina yalnizliktan sikilacagini düsünmüs olmali ki, kendi kendine der: "Adamin yalniz olmasi iyi degildir; kendisine uygun bir yardimci yapacagim" (Tekvin, Bap 2: 18). Her seyi öngören Tanrı nasil olmusda Adem'in tek basina kalamayacagini önceden hesap edememistir, bilinmez! Fakat Adem'e bir yardimci yaratmadan önce Tanrı, hayvanlarin ve kuslarin her birine ne ad verecegini Adem'den sorar. Neden kendisi onlari adlandirmaz da Adem'e adlandirir, bu da bilinmez. Fakat Kitab'in yazdigina göre Adem'e uygun bir yardimci bulunamadigi için Adem'in üzerine derin bir uyku getirir, ve uyku sirasinda onun kaburga kemiginden alip üzerini etle kapliyarak bir kadin yaratir: bu Havva anamizdir ! (Tekvin, Bap 2: 21-22).

Neden Tanrı kadini, tipki Adem gibi topraktan yaratmamistir da Adem'in kaburga kemiginden yaratmistir? Bunun yaniti su: istemistir ki kadin erkege boyun egsin ve erkek kadinin efendisi olsun. Çünkü kadini da topraktan yaratmis olsa, bu takdirde kadin ve erkek es durumda olacaklardir; oysa ki onu Adem'in kemiklerinden yaratmakla Adem'e iftihar ve üstünlük vesilesi saglamistir. Nitekim Adem’in söyle konustugunu okumaktayiz: "Simdi bu benim kemiklerimden kemik, ve etimden ettir; buna Nisa (kadin) denecek, çünkü o erkekten alindi" (Tekvin, Bap 2: 23).

Aden bahçesinin iklimi sicak olmali ki Tanrı Adem'i ve karisini çiplak olarak dolastirir (Tekvin, Bap 2: 24). Çiplak dolasmanin ayip bir sey olmadigini da muhtemelen onlara belletmistir. Belletmedigi bir sey vardir ki o da kir hayvanlarinin en hilekari olan yilandan sakinmalaridir. Ve gerçekten de yilan bir gün gelip kadina sorar: "Allah bahçenin hiç bir agacindan yemiyeceksiniz dedi mi?" . "Neden bu soruyu Adem'e sormaz da özellikle kadina sorar?" denecek olursa bunun da yanitini bulmak kolay: çünkü istenmistir ki kadin suçlu durumda kalsin!

Anlasilan o ki Adem, Tanrı'nin kendisine verdigi yasak emrini Havva'ya söylemistir. Nitekim kadin yilana söyle der: "Bahçenin agaçlarinin meyvasindan yiyebiliriz; fakat bahçenin ortasinda olan agacin meyvasi hakkinda Allah: -'Ondan yemeyin ve ona dokunmayin ki ölmiyesiniz'- dedi" (Tekvin, Bap 3: 1- 2).

Fakat yilan kadini kandirmak için söyle der: "Katiyen ölmezsiniz; çünkü Allah bilir ki, ondan yediginiz gün, o vakit gözleriniz açilacak, ve iyiyi kötüyü bilerek Allah gibi olacaksiniz". (Tekvin, Bap 3: 4-5). Kadin yilanin sözlerine kanarak yasak agacin meyvasindan alip yer ve kendisiyle beraber kocasina da verir; o da yer.

Görülüyor ki kadinin yilanla konusmasi sirasinda Adem de oradadir; yilanin söylediklerini o da duymustur; ve bu söyleninenler üzerine karisinin yasak agaçtan meyva almasina karsi çikmamistir; kalkipta kadina: "Tanrı bizi bu yasak agaçtan yasakladi; meyvasindan yemiyelim" seklinde bir sey söylememistir. Söylemek söyle dursun fakat karisiyle beraber yasak meyvadan o da yemistir. Aslinda asil suçlu ve sorumlu olan kadin degil fakat kocasi Adem'dir.

Fakat her ne olursa olsun meyvayi yedikten sonra her ikisinin de gözleri açilir ve kendilerinin çiplak olduklarini görürler. Incir yapraklariyle kendilerine önlükler yapip örtünürler (Tekvin, Bap 3: 7). O sirada Tanrı, günün serinligi içerisinde bahçede dolasmaktadir. Durumu farketmis olmali ki onlara seslenir; Adem'le karisi Tani'nin sesini duymakla korkup agaçlarin arasina gizlenirler (Tekvin, Bap 3: 8).

Fakat Tanrı onlari bulur ve Adem'e sorar: "Ondan yeme, diye sana emrettigim agaçtan yedin mi?" . Adem'in cevabi sudur: "Yanima verdigin kadin o agaçtan bana verdi ve yedim" (Tekvin, Bap 3: 11-12). Böylece Adem, faziletli ve mert bir kimse gibi davranmayip suçu karisinin sirtina atma yolunu seçmistir. Su bakimdan ki yasak emri Tanrı tarafindan kadina degil fakat kendisine verilmistir; bu emri kadina nakleden kendisidir. Bu nedenle Kadin'in yasak emrine aykiri hareket etmesi halinde ona engel olmasi gerekirdi; olmasa dahi hiç degilse kendisi meyvayi yememeli idi; yemekle suçlulugu üstlenmis demektir; su durumda Tanrı'dan özür dilemesi gerekirdi. Bunlari yapmamakla ahlak disi bir tutum takinmis olmaktadir.

Öte yandan Adem'in bu yaniti üzerine beklenirdi ki Tanrı: "Ben yasak emrini dogrudan dogruya sana verdim; neden dinlemedin ve neden karina engel olmadin?" diye bir seyler söylesin. Fakat bunu yapacak yerde Tanrı, kadini azarlar ve beklenmedik cezalara müstahak kilar. Söyle der: "Bu yaptigin nedir?" . Buna karsi kadin, büyük bir dürüstlükle: "Yilan beni kandirdi" der. Eger dürüst olmamis olsaydi yasak emrinin Tanrı tarafindan kendisine verilmedigini ve dolayisiyle bundan sorumlu tutulamayacagini söylerdi. Ya da yasak emrine aykiri hareket ederken kocasinin kendisine bir sey demedigini, engel dahi olmadigini, hatta engel olmak söyle dursun yasak meyvadan yemekte sakinca bulmadigini eklerdi. Fakat görüldügü gibi kadin buna tenezzül etmemis ve yilan'in kandirmasina kapildigini itiraf etmistir. Buna ragmen Tanrı kadini ölçüsüz sekilde cezalandirma yolunu seçer ve yilan ile kadin arasina düsmanlik koyar. Yilan'a söyle der: "Bunu yaptigin için bütün (hayvanlardan) daha lanetlisin; karnin üzerinde yürüyeceksin, ve ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin; ve seninle kadin arasina, ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasina düsmanlik koyacagim; o senin basina saldiracak ve sen onun topuguna saldiracaksin" (Tekvin, Bap 3: 14-15).

Bu emrini Tanrı ne derece uygulamistir? pek belli degil. Çünkü yilana: " ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin" dedigi halde yilan toprak degil fakat küçük kuzulardan tutunuz da iri farelere kadar canli ne varsa her seyi yemekle geçimini sürdürmüstür.

Yilana, cezasinin bu oldugunu bildirdikten sonra Tanrı, kadina döner ve söyle der: "Zahmetini ve gebeligini ziyadesiyle çogaltacagim; agri ile çocuk doguracaksin; ve arzun kocana olacak ve o da sana hakim olacak" (Tekvin, Bap 3: 16)

Görülüyor ki Tanrı, Tevrat’in anlatmasina göre, bütün bu yukardaki olaylari düzenlemekle, asil maksadinin kadina eziyet vermek ve onu erkegin boyundurugu altina sokmak oldugunu ortaya vurmus olur. Bu maksadini biraz daha açiga vurmak için Adem'e, kari sözü dinlemenin kötü ve cezalandirilmayi gerektiren bir sey oldugunu söyler. Bunu yaparken, ayni zamanda güya adil davraniyor ve yasak meyvadan yedi diye erkegi de cezalandiriyormus gibi bir hava yaratmis olur. Adem'e söyle der: "Karinin sözünü dinledigin ve: -'Ondan yemiyeceksin'- diye sana emrettigim agaçtan yedigin için, toprak senin yüzünden lanetli oldu; ömrünün bütün günlerinde zahmetle ondan yiyeceksin... topraga dönünceye kadar, alninin teriyle ekmek yiyeceksin..." (Tekvin, Bap 3: 17-19). Yani Tanrı, adilane davraniyormus gibi görünürken aslinda kadini erkege oranla çok daha agir, çok daha mesakkatli cezalara çarptirmis olmaktadir: hem de erkegin suçluluk payi kadina oranla çok daha yüksek oldugu halde.

Bütün bunlardan sonra Tanrı, Adem'le karisini Aden bahçesinden kovar. Bu arada Adem karisinin adini Havva olarak koyar (Tekvin, Bap 3: 20). "Havva" adi, "Hayati olan" anlamina gelmektedir. Dikkat edilecegi gibi Tanrı, Adem'in karisina ad koyma isini bile üzerine almaktan kaçinmis ve bu ise Adem'i memur etmistir: muhtemelen sırf kadin kocasina biraz daha "tabi" olsun diye. Nitekim bu olaydan sonra Adem karisi Havva ile bulusur ve Havva gebe kalip önce Kain ' i ve sonra Habil 'i dogurur (Tekvin , Bap 4: 1-3)

Söylemeye gerek yoktur ki bütün bunlar Tanrı'dan degil ve fakat Tevrat'in kaleme alip Tanrı'yi bu sekilde tanimlayan ve ve bu sekilde davranir gösteren yazarlarin kafasindan çikma seylerdir. Erkegi "seyyid" ve kadini "tabi" kilabilmek için bu yukardakindan daha kurnazca islenmis bir masal düsünememislerdir.